
.png)
.png)
.png)

.png)

.png)
Allah-ü Teâlâ cümlemizden razı olsun. Korktuklarımızdan hıfz-u muhafaza eylesin. Umduklarımıza nail kılsın. Cemî’an Kur'an'a sarılmayı nasip ve müyesser eylesin. Nefislerimize, hevâ ve heveslerimize bırakmasın inşallah.
Şaban-ı Şerif'e girdik. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Hazretlerinin "Şaban Benim ayımdır."[1] demiş olduğu bir zaman dilimindeyiz. Bu ay, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselama çok salatü selamın getirileceği bir aydır.
Neden böyle söylüyoruz?
Allah-ü Teâlâ Zülcelal ve Tekaddes Hazretleri, bütün âlemleri Hazreti Muhammed-ül Mustafa'nın nurundan var etmiştir. Cenab-ı Zülcelal Hazretleri "Levlake levlak le mâ halaktü'l eflak – Habibim, Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım."[2] buyurmuştur. Bundan dolayıdır ki Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam, zerreden küreye bütün bu âlemin nüvesidir. Bu âlemin varlık sebebidir. Her kimin yolu Allah'a ulaşmak isterse gideceği kapı, Hazreti Muhammed-ül Mustafa Aleyhissalatü Vesselamın kapısıdır.
Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri:
"Ayinedir bu âlem her şey Hak ile kaim.
Mirat-ı Muhammed'den görünür Allah daim." buyuruyor.
Yani Allah'a ve Onun hakikatine, Hakk'el yakîn olarak varmak isteyen ancak Hazreti Muhammed-ül Mustafa'nın aynasından Allah'a ulaşabilir, diyor.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yahudileri İslâm’a çağırdığında, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız.”[3] Öyle ki sana iman edenler putlara taparken biz bir olan Allah'a kulluk yapıyorduk. Allah'ın da seçilmiş kullarıydık. Biz sana uymak gibi bir mecburiyet içerisinde değiliz." dediler.
Bunun üzerine Allah-ü Teâlâ;
"Ey Muhammed'im onlara de ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız -gerçekten Allah'ın sizi de sevdiğini iddia ediyorsanız- Bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin. Böyle yaparsanız, Allah sizin günahlarınızı affeder. Böyle yaparsanız Allah-ü Teâlâ'yı merhametli olarak bulursunuz." dedi. [4]
Sonuç olarak şunu anlıyoruz ki Allah'a giden yol Hazreti Muhammed Mustafa'dan geçer. Onun için ayet-i kerimede, "Mü’minler o kimselerdir ki onlara; Peygamberleri annelerinden, babalarından, canlarından daha evladır, daha önemlidir." buyuruyor Allah-ü Teâlâ. [5]
Bir Allah'ın hakkı vardır üzerimizde, ikincisi Hazreti Muhammed-ül Mustafa'nın hakkı vardır. Anne baba hakkının önündedir.
Onun için Mevlana Hazretleri diyor ki:
“Ger ne Ahmed âmedî der dîn-i mâ / but-perestîdî to hem çûn qawm-i mâ”
"Eğer Hz. Muhammed Mustafa olmasaydı (sav), sende kendini geçmişlerin gibi çok taşın, ağacın önünde secde eder bulurdun." [6]
Biz Hazreti Muhammed-ül Mustafa'nın nuruyla bugün hak ve hakikati anlar hale geldik. Ve bugün, şu cuma gecesinde Allah, bizi Onun nuru bereketiyle kendisini anma fırsatını lütfeyledi. Rabbimize hamdü senalar ediyoruz.
Ayet-i kerimede "Ey iman edenler! Allah ve melekleri o Peygambere salat ve selam ederler. O halde siz de ediniz." buyruluyor.[7]
Allah-ü Teâlâ’nın salât etmesi; Rasulullah Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâma rahmetini, rızasını ve ilâhî ikramını yöneltmesi demektir. Bu salâtın en büyük ve en yüce neticesi ise Efendimiz’in “Makâm-ı Mahmûd” ile şereflendirilmesi ve “Şefaat-i Uzma” vazifesine memur edilmesidir. Yani bütün mahlûkatın mahşer gününde yönelip sığınacağı o yüce makam, Allah’ın Habîbi’ne lütfettiği en büyük ilâhî ihsandır.
Meleklerin salât ve selâmına gelince… Onlar, Rasulullah Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâma dua ederler. Onun ümmeti için istiğfarda bulunurlar. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bildirildiği üzere, melekler iman edenler için mağfiret talep ederler. Onların salâtı; Efendimize bağlılık, ümmete şefkat ve Allah katında bizim adımıza yapılan bir niyazdır.
Biz mü’minlerin Rasûlullah Efendimize getirdiği salât ve selâm ise, bir duadır, bir muhabbet ifadesidir, bir kulluk nişanesidir. Efendimizi anmak, Ona salâtü selâm getirmek; kalbin nurlanmasına, imanın kuvvetlenmesine vesile olur. Bu duanın karşılığında ise -Allah’ın izni ve keremiyle- cennete nâil olmak, daha da ötesinde Cemâlullah’a mazhar olmak umulur.
Çünkü Rasulullah Efendimize salât getiren, aslında Allah’ın emrine ittiba etmiş olur. Kim Onu sever, Ona bağlanır ve Onun yolunda yürürse inşallah mahşer günü Onun şefaatine, Makâm-ı Mahmûd’un gölgesine dâhil olur.
Allah-ü Teâlâ bizleri, Rasulullah Efendimize hakkıyla salâtü selâm getiren, Onun ahlâkıyla ahlâklanan kullarından eylesin. Âmin.
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Hazretlerine muhakkak ki salatü selam vaciptir. Bunu yapmak Efendimize olan biatımızın tasdikidir.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam:
"Sizden hiç kimse yoktur ki isterse Allah'ın ismi azamıyla, isterse doksan dokuz esmasıyla, isterse hatmi şeriflerle Allah'a iltica etsin, dua etsin; Allah ile kendisinin arasındaki perdeleri açamaz. Tâ ki Muhammed Mustafa'ya getirmiş olduğu salatü selam müstesna. Zira Allah-ü Teâlâ Zülcelal Hazretleri, Bana getirmiş olunan salatü selamı asla ve asla yedi kat göklerde ve hicap perdelerinin gerisinde bırakmaz, kulun ilticasını kabul eder."[8] buyuruyorlar.
Bazen Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Mescid-i Nebevi'de şöyle otururdu. Sahabeyi kiramın namaz kılanlarına, ibadet edenlerine, zikir yapanlarına, Kur'an okuyanlarına bakardı. Bir defasında böyle baktı, sahabeden bir tanesi namazını kıldı. Namazını bitirdikten sonra elini şöyle açtı: "Ya Rabbi senden şöyle istiyorum, ya Rabbi ben de böyle istiyorum…" şeklinde dua ederken Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz dedi ki:
“Allah ile arandaki hicabı kaldırmak istiyorsan, duanın müstecab olmasını istiyorsan; önce ellerini kaldırdığın zaman Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd edeceksin.” Buna hamdele diyoruz, Elhamdülillahi Rabbil Alemin. “Arkasından da Peygamberine salat ve selam edeceksin ki o yollar açılsın da senin iltican Allah'a ulaşsın.”
Bir sahabenin böyle yaptığını gördü. Efendimiz ona dedi ki: "Ne istediysen Allah-ü Teâlâ onu geri çevirmeyecek."
Ben de böyle yapıyorum ama bir türlü olmuyor. Mesele şöyledir, duanın da hakikatini şöyle anlayın:
Biz Allah'a iltica ederiz, niyaz ederiz. Allah'a giden bu dualarımız... Ne diyordu Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam "Bir kâfirle bir mü’min yan yana gelir, dua ederler. Kâfirin duası kabul olur, mü’minin duası kabul olmaz."[9] Kabul olmamaktan kast olunan duanın tehir edilmesidir. Çünkü kâfir için ahiret olmadığından, ne kadar dünyada iyiliği varsa Allah-ü Teâlâ onun karşılığını dünyada verir. Ama "Müslüman’ın yapmış olduğu dua, başına gelecek olan bir bela ve musibete karşılık da gelebilir." Bazen de Allah-ü Teâlâ yarın mahşer gününde ona ikram edeceği büyük nimetlere de mahsup edebilir.
Nasıl olur bu?
Ayeti kerimede "Sizin güzel kelimeleriniz ve amelleriniz göklere doğru gider" diyor. [10]
Siz de fena bir iş yaptınız. Allah-ü Teâlâ Zülcelal Hazretleri yapmış olduğunuz o fenalığın karşılığında bir bela ve musibeti indiriyor; sizin de buradan yapmış olduğunuz güzel ameller yukarıya doğru gidiyor.
İbnü'l Arabi Hazretleri "Güzel ameller yukarı doğru giderken, karşıdan gelen bela ve musibetlere kalkan olur." buyuruyor.
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam bir hadis-i şeriflerinde de şöyle beyan ediyorlar: "Siz, cuma günü yüz defa Bana salatü selam getirirseniz, Allah-ü Teâlâ Zülcelal Hazretleri sizin yüz istek ve arzunuzu gerçekleştirir. Bunlardan yetmiş tanesini ahirete bırakır, otuz tanesini de dünyada peşin olarak verir." [11]
Ebu Derdâ -radıyallâhu anh- anlatıyor:
Bir gün Rasulullah sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“Cuma günü Bana çok salavat getirin! Zira o gün, meleklerin hazır ve şahit olduğu bir gündür. O gün bir kişi Bana salât ettiğinde onun salâtı mutlakâ Bana arz edilir. Salavat getirmeyi bırakıncaya kadar bu durum böyle devam eder.” buyurdular. Ben:
“Vefatınızdan sonra da mı?” diye sordum. Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“Evet, vefatımdan sonra da! Allah-ü Teâlâ peygamberlerin vücutlarını yemeyi yeryüzüne haram kılmıştır. Allah’ın Nebîsi hayattadır ve daima rızıklandırılır.” buyurdular. [12]
Hazreti Ali -radıyallâhu anh- bu hususta şöyle demiştir:
“Her kim cuma günü Peygamberimize yüz kere salavat getirirse kıyâmet günü mahşer yerine yüzü çok güzel ve nurlu olarak gelir. İnsanlar gıptayla, «Bu zât acaba hangi ameli işliyordu?» diye birbirlerine sorarlar.” [13]
Yaptığımız birçok amel, bizim yarın ulaşabileceğimiz dereceleredir. Zaten amellerimizle cennete gidemeyiz. Ancak Allah'ın rahmetiyle cennete gideriz. Yapmış olduğumuz ameller de orada derecelerimizi artırır. Yani kıldığımız namazlardan dolayı cennete gidemiyoruz, oruçlardan cennete gidemiyoruz. Allah'ın ancak ve ancak rızasından ötürü cennete gidebiliyoruz. Allah-ü Teâlâ cennetine kabul ettiği zaman amellerimizi de bizim derecelerimize sayıyor. Çünkü Cennet-i Âlâ'da 6666 derece vardır. O 6666 derece herkeste farklı farklıdır.
Biz burada salatü selamlar getirdik. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şu meclis için:
Tirmizî’de bir rivayet şöyledir:
"Bir topluluk oturup Allah'ı zikreder ve Peygambere salâtü selâm getirirse, bir melek onlara: 'Kalkın! Allah sizleri bağışladı, kötülüklerinizi sevaba çevirdi.' diye seslenir."[14]
Kâinatta var olan her bir şey Allah'ın ilmi ezelinde takdir edilmiş muazzam bir sistemdir. Bu Allah'ın zat tecellilerindendir ki bunu Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam “Kabe Kavseyn” makamına kadar geldi. Cebrail (aleyhisselam) Rasulullah Efendimize ne dedi? "Ötesine geçemem Ya Muhammed!" dedi.
Niye? O, sadece Rasulullah Efendimize aittir. Çünkü bütün melekler bütün beşeriyet, Rasulullah Efendimizin dışında, Allah'ın esma ve sıfatlarını ancak anlayabilme kapasitesine sahiptir. Bunun ötesi Allah-ü Teâlâ Zülcelal Hazretlerinin zatına aittir.
Allah-ü Teâlâ Zülcelal ve Tekaddes Hazretleri açıkta ve gizlide nerede bulunursak bulunalım bütün yaptıklarımızı hesabını tek tek bize soracak. "Ya Rabbi masiyetlerimizi hayırlara tebdil eyle. "Günahlarımızı sevaba çevir Allah'ım." ayet-i kerimesinin fehvasınca sevaplara çevir Allah'ım, diye Rabbimize niyaz ediyoruz. [15]
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Hazretlerine salatü selam getirmenin öyle büyük rahmeti, in’âmı ve ihsanı vardır ki…
Bakın, kendi yaptığım şeyi söylüyorum ve size de bunu hassaten tembih ediyorum. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Hazretleri buyuruyorlar ki:
"Kim peygamberimin benim üzerimdeki bulunan hakkı için niyetiyle Bana salatü selam getirecek olur ise..."
Ne diyoruz?
Ya Rabbi Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselamın benim üzerinde bulunan hakkı için Ya Rabbi "Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed" diyoruz ya...
Bu şekilde yapacak olur ise diyor Rasulullah Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam;
“Allah bir melek yaratır, o meleğin kanatları doğuları ve batıları sarmıştır ve Allah-ü Teâlâ der ki: Bu niyetle Habibime salat-ü selam getiren bu kuluma kıyamet sabahına kadar salat edeceksin.”
Ne yapar melekler salat ederken ne yapıyordu bizim için? İstiğfar ederler. Ayeti kerimede ne diyordu Allah-ü Teâlâ:
“Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için O size rahmetiyle lutufta bulunuyor, melekleri de dua ediyor. O, müminlere karşı çok merhametlidir.” [16]
Allah rahmetiyle muamele eder, melekler de ne yaparlar? "Ya Rabbi Ümmet-i Muhammed'i affeyle!" diye dua ve niyazda bulunurlar.
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Miraç Gecesi ne diyordu? Burada mevzu etmiştik. Musa Aleyhisselamın namazın beş vakte indirilmesi için büyük bir mücadelesi oldu. "O halde arada Musa Kelimullaha da salat ve selam ediniz ey ümmetim" diyor. Rasulullah Efendimizin ümmetine tavsiyesidir.
Bazen de Rasulullah Efendimizin şu tavsiyelerini görüyoruz: "Atamız Adem'e de salat ediniz. Bir kimse "Sallallahu alâ seyyidina Âdem" derse Allah-ü Teâlâ bütün günahlarını affeder.”[17] diyor. Havva Validemize de söyleyin; "Sallallahu alâ Havva" deyin, "Sallallahu alâ seyyidina Âdem ve Havva" deyin. Bu şekilde de olur. Ama biz ne diyorduk?
Cennet Mekân Abdullah Babam öyle öğretmişti bize: "Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammedin cemî'il enbiyâi vel mürselin ve sahbihi ve sellim." Bunu muhakkak öğrenin.
Bunu söylediğinizde 224.000 peygambere salatü selam etmiş oluyorsunuz. 224.000 peygambere bir tane sadaka olarak gidiyor. Bir tane sadakanın karşılığı neydi? Ayeti kerimede buyrulduğu üzere "Kim bir hasene ile gelirse ona on misli verilir." [18] İlk önce Allah-ü Teâlâ ona ne yapıyor? On sevap veriyor.
Gafletle yapılsa olur mu?
İmam-ı Rabbani Hazretleri: "Diğer ameller gafletle olduğu zaman dereceleri düşer. Ancak salatü selam getirdiğiniz zaman gafletle de olsa Allah-ü Teâlâ onu reddetmez. Bu, Habibimi yâd ettiği için kabulümdür, der" buyuruyor.
Şeytan-ı aleyhillane öyle yapmadı mı?
Ayeti kerimede ne diyor Allah-ü Teâlâ: "Biz o mü’minlerin canlarını, mallarını cennet karşılığında satın aldık" diyor. [19]
Şeytan-ı aleyhillane hemen Allah-ü Teâlâ'ya: "(Haşa!) Ben bu ticarette bir eksik gördüm, Allah'ım" diyor. İslam hukukunda ticaret hukukundan bahsediyor. "Ya Rabbi! Bu kulların yapmış olduğu amelleri Sen cennet karşılığında aldın ama... Ya Rabbi bunların malını aldın, mallarında haram var. Ya Rabbi bunların ibadet taatlerini aldın ama ibadetleri hep eksik... Dolayısıyla İslam hukukuna göre ayıplı bir mal satıldığı zaman, o malın satışı geçersiz olur. Bu durumda ben de alıcılardan biriyim." diyor.
Allah-ü Teâlâ diyor ki: "Ey mel'un! İş, senin söylediğin gibi değil. Eğer alıcı, kusuruyla birlikte malı almayı kabul ederse o ticaret caizdir. O halde kullarımın bu amellerinden sana hiçbir hisse yok!"
Allah'ın evliyaları, varlığın ilk başından kıyamet sabahına kadar var olacak bütün hakikatleri ledün ilmiyle ve keşifle ortaya koymuşlardır. Evet, Allah şefaatlerine nail kılsın. Biz bunları Abdullah Babam (rahmetullahi aleyh) Hazretlerinin mübarek lisanından öğrendik.
Bir gün geldiler Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Hazretlerine dediler ki:
"Ya Rasulullah! Şu adam var ya benim devemi çaldı. Buna İslam hukukuna göre cezasını ver Ya Rasulullah" dediler.
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam dedi ki: "Şahidiniz var mı?"
İki tane de adam çıktı, geldi. Dediler ki: "Biz şahidiz Ya Rasulullah."
Efendimiz, "Niye aldın?" diye sordu.
Adam "Ya Rasulullah ben almadım."
"Ama şahitler var burada.” Bilmez mi Âlemlerin Efendisi? İllaki biliyor. Ama şeriatte zahire göre hüküm verildiğinden Efendimiz meselenin hikmet boyutu için susuyor.
Rasulullah Efendimiz "O halde sen bunu ilk defa yaptığın için senin sağ elini keseceğiz." diyor.
Adam "Ya Rasulullah! Eğer hüküm sizden geldiyse başım gözüm üzerine…"
Rasulullah Efendimiz “Götürün o zaman hüküm gerçekleşsin.” buyuruyor.
Tam giderken adam, “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve sahbihi ve sellim. Ya Rabbi bütün tam kelimelerinle eksiksiz ve kusursuz salat selam olsun” diyor.
Rasulullah Efendimizin yanında deve, "Ya Rasulullah bunlar yalan konuşuyorlar, o adam beni çalmadı." diyor. O salatü selam...
Rasulullah Efendimiz deveye de bakmıyor.
Adama diyor ki: "Sen biraz önce ne söyledin?"
"Ya Rasulullah! Allah'ın tam kelimeleriyle sonsuz salat ve selam olsun, dedim."
Efendimiz aleyhissalatü vesselam "Vallahi Medine'nin seması, dağları ve sokakları meleklerle doldu." buyuruyor.
Salatü selam nerede olursa olsun, söyleyin.
Aleyhissalatü Vesselam; "Bir şeyi unuttuğunuz zaman salatü selam okuyunuz. Bir ihtiyacınız mı var? Benim hatırımı ortaya koyun." buyuruyor.
"Nasıl Ya Rasulullah?"
"Benim için, Beni Allah'la aranıza koyun. Deyin ki: 'Allahümme bi hakkı seyyidina Muhammed ve âlihi ve sahbihi ve sellim' deyin veyahut da 'Bi hakkı seyyidina Muhammed', Muhammed Mustafa'nın hakkı için Allah'ım deyiniz. Vallahi Allah sizi geri çevirmez" buyuruyor.
“Çok mu günahınız var? Bir Müslüman kardeşinizle karşı karşıya gelin, musafaha edin ve Bana salatü selam getirin. Vallahi eliniz oradan ayrılmadan bütün günahlarınızı Allah affeder, bunların hepsinin sözünü Allah-ü Teâlâ Bana verdi.” buyuruyor. Anlayabiliyor muyuz?
Ne kadar uzaklaştırmışlar bizi Peygamber Efendimizden...
Efendimiz bütün bunları bir peygamber olarak bize haber veriyor. “Evinizde huzursuzluk mu var? Salat ve selam getiriniz ki Allah-ü Teâlâ, melekleri ile size hayırlar ihsan etsin.” buyuruyor yine Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam.
İbadet ve taatlerinizin sevaplarını da muhakkak Rasulullah Efendimize, Onun âl ve ashabına gönderin. Ali İbni Muvaffak Hazretleri (rahmetullahi aleyh), Geylani Hazretleri döneminin hemen sonrasında yaşayan büyük bir meşayıhtır.
Şöyle anlatıyor, "Hac farizasını yerine getirdim. Ya Rabbi, bunun sevabını Hazreti Peygamber Aleyhissalatü Vesselama bağışladım, dedim. Bunun üzerine Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam gece rüyama geldi. ‘Sen böyle bana bağışladın ya yarın mahşer yerinde millet telaş içerisindeyken, seni kolundan tutup Cennet-i Âlâ'ya sorgusuz sualsiz götürmek de Benim üzerime vacip oldu.’ dedi.”
Siz burada yâd ederseniz, anarsanız; O da sizi yarın mahşerde muhakkak yâd edecek. Çünkü biz Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Hazretlerinin haliyle hallenmek için, Onun o güzel ahlakını kazanmak için bu dünyaya gönderilmiş insanlarız.
Anlatılacak o kadar çok hadise var ki... Zamanınızı da fazla almak istemiyorum. Ancak nerede bulunursanız bulunun Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Hazretlerinin nurundan ve feyzinden istifade etmeye çalışın. Dikkat edin yatarken, ayak uzatarak sakın Rasulullah Efendimize salat ve selam getirmeyiniz. Bu edebe çok dikkat ediniz.
"Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.”[20]
Bu ne demektir? Televizyonun karşısına geçip de "Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed" denmez. İşte o ne oluyor? Buradan nur, öteki taraftan nar girdiği zaman Allah muhafaza etsin kalbi katılaştırıyor. Zira kalpteki o ince anlayış -Allah muhafaza etsin- gidiyor ve kalpteki ürperme de ortadan kalkıyor ya... Onun için bu tür şeylere dikkat edelim. Ama Rasulullah Efendimiz Aleyhissalatü Vesselama her dem salat ve selam ederek inşallah yolumuza revan olalım. Yarın cuma, gün battı mı artık cuma gecesi olur.
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselama diyorlar ki: "Ya Rasulullah! Okunan salatü selamlar size ulaşır mı?"
Evs İbni Evs (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün Bana çokça salâtü selâm getiriniz. Zira sizin salâtü selâmlarınız Bana sunulur.” buyurunca, ashâb-ı kirâm:
- Yâ Rasulullah! Vefat ettiğin ve Senden hiçbir eser kalmadığı zaman salâtü selâmlarımız sana nasıl sunulur, diye sordular.
Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
"Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı" buyurdu. [21]
Camilere erken gidiniz. Cuma vaktinde erken gidin, orada biraz salatü selam ile meşgul olun. En azından yüz tane söylemeye çalışın.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: "Benim ümmetim üç şeye benzer: Yıldıza benzer, aya benzer, güneşe benzer. Abdest alır, camiye doğru gelir, ondan sonra ezan okunur, o da içeriye girer. Bu adam, yıldıza benzer. Bir adam daha vardır ki abdestini alır, hazırlanır, tam camiden içeriye gireceği zaman Ezan-ı Muhammedî okunur; o adam aya benzer. Bir tane de ümmetim vardır ki o da güzelce abdestini alır, camiye girer, camide oturur, ezanı bekler. O da güneşe benzer. Yarın mahşer yerine de bu hal üzerine o nurlarla gelecekler." buyuruyor. [22]
Onun için erken gelmeye gayret edin, bu hadis-i şerifi unutmazsınız inşallah. Camiye erken girmeye de inşallah gayret gösterelim. Orada da Rasulullah Aleyhissalatü Vesselam Efendimize salatü selamlarla inşallah yakınlık kazanalım.
Allah hepinizden razı olsun. Cumanız, geceniz mübarek olsun. Allah'a emanet olun.
[1] Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, 1/423
[2] Acluni, II, 164; Hakim el Müstedrek
[3] Mâide Suresi 5/18
[4] Âl-i İmrân Suresi/31
[5] Ahzâb Suresi, 6. Ayet
[6] Mesnevî, Cilt I (I. Defter), beyit 3721–3724
[7] Ahzâb Suresi, 56. Ayet
[8] Musnad İmam Ahmed: Hadis numarası 19320
[9] Ramuz el e-hadis, 105. sayfa, 18. hadis
[10] Fâtır Suresi/10
[11] Sunen İbn Mace 1084, Şuabu'l İman 1880
[12] (İbn-i Mâce, Cenâiz, 65. Bkz. Ebû Dâvûd, Salât 201/1047, Vitir 26)
[13] (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, III, 212)
[14] (Tirmizî, Daavât, 129)
[15] Hûd Suresi/114
[16] Ahzâb Suresi, 43
[17] İbn Mace: Hadis No: 1386
[18] En’âm Suresi /160
[19] Tevbe Suresi, 111
[20] Zümer Suresi/22
[21] Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26
[22] İbn Mace: Hadis No: 1390


