
.png)
.png)
.png)

.png)

.png)
🌙 Ramazan-ı Şerif’in Gölgesi Üzerimize Düştü
Elhamdülillâh… Ramazan-ı Şerif’in gölgesi üzerimize düştü. Feyiz ve bereket ayı olan bu mübarek zaman dilimine kavuşmayı bizlere nasip eden Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun.
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed-ül Mustafa (Aleyhissalâtü Vesselâm) buyuruyorlar ki:
“Men feriha bi duhûli Ramadâne harrame'llâhu cesedehu ale'n-nîrân” [1]
“Kim Ramazan-ı Şerif’in geldiğine sevinecek olursa Allah-u Teâlâ Zülcelâl ve Tekaddes Hazretleri o kimsenin bedenini cehennem ateşine atmaktan hayâ eder ve Allah-u Teâlâ onu asla cehennemine atmaz.”
Rabbimize hamd ediyoruz ki yeniden feyiz ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’e girmek üzereyiz.
Pirimiz Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri buyuruyorlar ki:
Âmed Ramazân ve mâh-ı rûze Halkân heme der hâl-i hurûze, Çûn dehen meb-bestîm zı taâm Ez bûy-ı Hudâ çeşîdîm be kâm
Ramazan geldi! Artık yemekten, içmekten elini çek ki, gökyüzü sofrasına oturasın!
Bu ayda ağzını mühürle, mühürle de gönül sofrasından sana taze taze rızıklar, manevi gıdalar gelsin.
Sabır, orucun canıdır. Eğer canında sabır varsa, bil ki sen de canların canısın. Sabır, gökyüzüne çıkan bir merdivendir; oruç ise bu merdivenin basamağıdır.
Bak, Ramazan geldi de canın prangalarını çözdü! Kalp gözü kör olanların gözlerini açtı.
Ağzını kapattın mı, artık gönül kapın açılır. Sen bu cisim sofrasından vazgeçersen, sana ruhlar sofrası serilir.
Beşerî iştahları terk ettiğin an, meleklerin yediği o nurlu yiyecekleri tatmaya başlarsın.
Ey insanoğlu! Sen aslında bir gökyüzü kuşusun. Neden dünya kafesindeki bir avuç yeme tamah ediyorsun? Kanatlarını çırp da, asıl vatanına, o geniş sofraya uç!
Ramazan, canın bayramıdır. Bu bayramda ruh, beden hapsinden kurtulur da aslına döner.[2]
Onun için bu mübarek ay, iman-ı yakîne ulaşmamız için büyük bir vesiledir. Rabbim inşallah o iman neşesini hepimizin gönlüne lebalep versin de Allah-u Teâlâ Zülcelâl Hazretlerine yakîn olalım.
Zülkarneyn Kıssası ve Ramazan’ın Hikmeti
Feyiz ve bereket ayı dedik… Büyüklerimiz bir kıssa ile bunu açıklarlar:
Rivayet olunur ki, Kur’ân-ı Kerîm’de ismi zikredilen büyük hükümdarlardan biri olan Zülkarneyn Aleyhisselâm Zülkarneyn, ordusuyla birlikte bir gece karanlık bir vadiden geçerken askerlerine şöyle hitap eder:
“Şu anda ayaklarınızın altında bulunanları alınız. Fakat şunu bilin ki; az alan da, çok alan da pişman olacaktır.”
Gece karanlık… Yerdeki her şey sıradan görünmekte… Emir açık ama hikmeti henüz anlaşılmamış.
Askerlerin bir kısmı der ki:
“Komutanımız emretti. Madem ki bir emir var, o hâlde alabildiğimiz kadar alalım.”
Hatta bazıları yiyecek torbalarını dahi taşlarla doldurur.
Bir kısmı ise: “Emir yerini bulsun, az da olsa alalım.” der.
Bir kısmı da: “Gece vakti taş mı taşınır?” diyerek hiçbir şey almaz.
Sabah olup ortalık aydınlanınca hakikat ortaya çıkar. O taş zannedilen şeylerin zümrüt, yakut, zebercet ve son derece kıymetli cevherler olduğu anlaşılır.
Çok alan der ki: “Keşke biraz daha alsaydım…”
Az alan der ki: “Keşke biraz daha gayret etseydim…”
Hiç almayan ise perişan olur: “Hiç değilse biraz alsaydım…”
Meşâyih-i kirâm bu kıssayı anlattıktan sonra şöyle açıklarlar:
Hiç almayanlar, Allah’ın ikram ettiği güzel zaman ve zeminleri değerlendirmeyenlerdir.
Az alanlar, sadece farzı yerine getirip “Kıl beşi, bitir işi. Orucumu da tutarım yeter.” diyenlerdir.
Çok alanlar ise Allah’ın zikriyle hemhâl olanlar, Kur’an okuyanlar, secde edenler, Ramazan’ı ihya edenlerdir.
İşte Ramazan-ı Şerif geliyor. Bu ayı nasıl değerlendireceğiz? Hangi zümreden olacağız?
Ramazan’ın İbadetleri ve Mükâfatı
Ramazan’ın en mühim ibadetlerinden biri Teravih namazıdır.
Peygamber Efendimiz Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm):
“Bu ayın gecesini nafile ibadetlerle, gündüzünü de oruç ile geçiriniz.” buyurmuştur.
Muhyiddin Arâbî buyurur ki;
Ramazan gecelerinde namaz kılanlara, herbir secdeye; 1500 hasenat, lutüf, ihsan verilir kırmızı yakuttan cennet verilir oruçluya, güneş doğuşundan-batışına 70 bin melek dua eder gece-gündüz secdelerine karşılık, cennette ağaçlar dikilir.
Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor:
“Kim bir hasene ile gelirse ona on misli verilir.”[3]
Ramazan-ı Şerif’te ise bu mükâfat kat kat artar. Allah-u Teâlâ’nın sonsuz rahmet ve ikramı ibadet eden kullarının üzerine olur.
Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm) buyuruyorlar:
“Her günün doğuşundan batışına kadar Allah-u Zülcelâl ve Tekaddes Hazretleri yetmiş bin meleği her oruçlu için vazifelendirir; onlar o kimse için istiğfar ederler.”[4]
Yine buyururlar ki:
“Yapılan her secde için Allah-u Teâlâ Cennetü’l-Âlâ’da bir ağaç diker. O ağacın gölgesi, bir atlının beş yüz yıllık yolculuğu kadar geniştir.”[5]
Cennet-ü Âlâ mahşer günü kimseyi hazır beklemez. Orada bulacaklarımız, dünyada işlediğimiz amellerin neticesidir. Cehennemdeki durum da böyledir. Amellerimizin karşılığı ya cennet ya da cehennem olacaktır.
Rabbimiz –inşallah- bize şu öğütleri tutturuyorsa muhakkak ki –inşallah- Cennet-ü Âlâ'da Rabbimizin bize vadetmiş olduğu o hakikatleri bulacağımız anlamına geliyor.
Kur’an ve Ramazan
Cenab-ı Hak buyuruyor:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” [6]
Yine buyuruyor:
“Söylenenleri dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! İşte Allah’ın doğru yolu buldurduğu kimseler onlardır.” [7]
Sözlerin en güzeli nedir?
“Allah, sözün en güzelini; ayetleri birbirine benzeyen ve tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir.” [8]
Sözlerin en güzeli Kur’an-ı Kerim’dir. Ondan sonra Resûlullah Efendimiz’in hadis-i şerifleridir.
Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm):
Bu ayda dört hasleti çokça yapın. Bunun ikisiyle Rabbinizi razı edersiniz, ikisine ise (ihtiyacınız olduğu için) mecbur durumdasınız.
Rabbinizi razı edeceğiniz iki haslet:
'La ilahe illallah' (Kelime-i Şehadet) getirmek ve O'ndan mağfiret dilemektir (istiğfar).
Mecbur olduğunuz diğer iki haslet ise:
Allah'tan cenneti istemek ve cehennemden O'na sığınmaktır.[9]
Ve şu duayı tavsiye etmiştir:
“Allâhümme innî es’elüke’l-cennete ve eûzü bike mine’n-nâr.”
“Allah’ım, Senden cenneti isterim ve cehennemden Sana sığınırım.”
Bu ayın faziletleri o kadar fazladır ki...
"O günde oruçlu olan bir kimse eğer Kur'an-ı Kerim okuyacak olur ise ona verilecek sevap ve ecirler sonsuz olacaktır.
Ramazan-ı Şefite bol bol kuran okuyup hatimler indirelim inşallah.
İftar, Sahur ve Sünnet-i Seniyye
Yahudiler, biliyorsunuz sadece Muharrem ayında oruç tutarlar. Onlar da Efendimiz (Aleyhissalatu Vesselam) Hazretlerine zorluk çıkartmak için muhakkak iftarı geciktirirlerdi. Öyle geciktirirlerdi ki sahuru da öne alırlardı. Efendimiz (Aleyhissalatü Vesselam) buna istinaden şu ifadeyi kullandı: "
Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm) ;Allah Teâlâ buyuruyor ki:
Kullarım arasında bana en sevimli olanlar, oruçlarını en hızlı açanlardır (iftarı geciktirmeyenlerdir).[10] İftarı geciktirmemek sünnettir.
Onun için imamet vazifesinde de olsa kişi önce iftar eder, sonra açar. Ki bu hem Efendimiz (Aleyhissalatü Vesselam)'ın bu şekildeki övgüsüne mazhar olmak hem de o şekildeki Yahudilere bugünden dahi muhalefet etmek için önemlidir.
Resûlullah (s.a.v.) namazdan önce yaş hurma ile iftar ederdi; yaş hurma bulamazsa kuru hurma ile…”[11]
Allah Teâlâ Ramazan ayının her gününde, iftar vaktinde, her biri cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi affeder." [12]
İftar vaktine geldiğinizde;
"Ya Rabbi, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'dan aldığımız haberle 1 milyon kişinin bütün günahlarını affettiğin beyan edildi. Onların içerisine beni de dahil eyle Allah'ım" diye dua ve niyaz edin inşallah.
Sahurda da hurma yemek sünnettir. Bir tane dahi olsa hurma yiyiniz. Tek sayıya riayet ediniz. Bismillahi Ya Şafi” diyerek tek sayıya riayetle “1,3,5,7” adet yediğiniz zaman Allah’ın izni inayeti ile şifa olur.
"Sahur yemeği yiyin, çünkü sahurda bereket vardır." [13]
"Mü'minin sahurunun en hayırlısı hurmadır." [14]
Acve hurması aç karına yenir unutmayın.
Bir de Efendimiz (Aleyhissalatü Vesselam) hurmaların en hayırlısından size haber vereyim mi diyor.
Sahabeyi kiram Buyurun Ya Rasulullah" diyorlar.
" Rasulullah Efendimiz "En hayırlı hurmanız 'berni' dir. Onda şifa vardır hastalığa (yol açacak bir şey) yoktur."[15] buyuruyor.
Medine-i Münevvere'de “Mebrum” vardır biliyorsunuz Medine'nin hurması, bir de “Berni” hurması vardır. Şöyle iki renkli gibi, daha açık olur. Şeker hastaları için de iyidir.
Ramazan’ı Hakkıyla Değerlendirelim
Bu ay, kişinin canını cehennemden satın alabileceği bir zaman dilimidir.
Bazı kimseler orucu bahane ederek öfke ile hareket ediyor. Bazıları da basit mazeretlerle orucu terk ediyor. Hastalık varsa ruhsat vardır. Bir de şunu söyleyeyim; "Benim şeker hastalığım var ben oruç tutmuyorum." diyen o kadar çoğaldı ki sakın bu tür hareketlere girmeyin. Bazı rahatsızlıkları bahane edip tutmamak çok yanlıştır.
Ancak keyfî davranmak büyük vebaldir. Bu dinin sahibi Allah Celle Celâluhu’dur.
Rabbimize iltica ediyoruz:
“Ya Rabbi! Bütün günahlarımızı af ve mağfiret eyle. Razı olduğun amelleri işlememiz için bize fırsat ver.”
Zünnûn-i Mısrî Hazretleri, meşayih-i kiramın büyüklerindendir, şöyle anlatıyor:
“Ramazan-ı Şerif’te rüyamda Cennetü’l-Âlâ’yı gördüm. Irmakları akıyordu. İnciden ve akuttan taşları vardı. Nurani hizmetkârlar hazır bekliyordu. ‘Ne güzel varlıklar!’ dedim. Onlar da: ‘Biz Ramazan’da rükû edenlerin, secde edenlerin, Kur’an tilavet edenlerin ve Allah için oruç tutanların hizmetkârlarıyız.’ dediler.”
İşte Ramazan budur. Gayret eden kazanır. Az gayret eden az kazanır. Hiç gayret etmeyen mahrum kalır.
Rabbim bizleri Ramazan-ı Şerif’i hakkıyla ihya eden kullarından eylesin.
Günahlarımızı affeylesin.
Kalplerimizi iman nuruyla doldursun.
Cennetü’l-Âlâ’da cemalini müşahede etmeyi nasip eylesin.
Allah hepinizden razı olsun.
[1] Nüzhetü’l-Mecâlis ve Müntehabü’n-Nefâis-Kitâbü's-Sıyâm / Fezâilü Şehri Ramadân (Oruç Kitabı / Ramazan Ayının Faziletleri Bölümü)
[2] Hz. Mevlâna– Divan-ı Kebir
[3] En‘âm Suresi, 160
[4] Beyhakî, Şuabü'l-Îmân Hadis No: 3336
[5] Kenzü'l-Ummâl fî Süneni'l-Akvâli ve'l-Ef'âl Hadis No: 23725
[6] Bakara Suresi, 183
[7] Zümer Suresi, 17-18
[8] Zümer Suresi, 23
[9] İbn Huzeyme, es-Sahîh, III, 191-192, Hadis no: 1887; Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, III, 306, Hadis no: 3608
[10] Tirmizî, Savm 13
[11] Sünen-i Ebu Davud, Sıyâm 21 Sünen-i Tirmizi, Savm 10
[12] Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, III, 311; İbn Asâkir, Târîhu Dımaşk, LVIII, 442
[13] Buhari, Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 45
[14] Ebu Davud, Savm, 17; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 331
[15] el-Hakim, el-müstedrek 4/226


