
.png)



.png)
.png)
.png)

.png)





Şaban Ayı ve Fazileti
Günler hızla akıp giderken, bize emanet edilen ömür sermayesini tüketiyoruz; her gün, her saat, her dakika…
Bu kısa yolculukta, önümüze çıkan fırsatları değerlendirenler olduğu gibi gafletle elinden kaçıranlar da oluyor. Hatta kaçırdığına bile üzülmeyen, kendisine sunulan imkânların kıymetini idrak edemeyen nice kimseler var…
Birçoğumuz, sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyor. Ölümü hep başkalarına ait bir hakikat sanıyoruz. Oysa yanılıyoruz. Şeytan bizi aldatıyor, nefsimiz bizi oyalıyor.
Bu dünyada ne yaparsak, ne kazanırsak, ne biriktirirsek, ahirette onunla karşılaşacağız. Bunu bildiğimiz hâlde, eğer bugüne kadar günlerimizi gaflet içinde geçirdiysek, önümüzde yeni fırsatlar var mı?
Evet, Rabbimiz kullarına daima yeni imkân kapıları açar.
Recep ayını geride bıraktık. Belki hakkını veremedik fakat hâlâ fırsat kapıları kapanmış değil. Şayet nasip olursa Şaban-ı Şerif gibi büyük bir imkân daha var önümüzde…
Şaban Ayının Manevî Değeri
Ramazan ayının müjdecisi olan Şaban-ı Şerif, mübarek üç ayların ikincisidir ve İslâm’da büyük bir manevî kıymet taşır. "Şaban" kelimesi, dağ geçidi ve yol anlamına gelen “şi’b” kökünden gelir ve “hayır yollarının çoğalması” manasına işaret eder.
Rasulullah (sav) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde:
“Recep Allah’ın ayı, Şaban Benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.” [1] buyurarak bu ayın kendisine nispet edildiğini ve özel bir kadrinin olduğunu beyan etmiştir.
Ebû Ümâme el-Bâhilî (ra)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurur:
“Şaban ayı girince nefislerinizi temizleyin, niyetlerinizi güzelleştirin.”[2]
Yine bir hadis-i şerifte Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurur:
“Bu öyle faziletli bir aydır ki (Şaban), insanların çoğu bundan gafildir. Bu öyle bir aydır ki ameller, Âlemlerin Rabbine bu ayda yükseltilir. Bu nedenle Ben de oruçlu iken amellerimin yükseltilmesini severim.” [3]
Rasulullahın (sav) Efendimizin Şaban Ayındaki İbadeti
Şaban ayında yapılan ibadetlerin sevabı diğer zamanlara göre -Ramazan hariç- üç yüz katına kadar artırılmaktadır. Bu, ümmete lütfedilmiş büyük bir rahmettir.[4]
Sahâbeyi Kirâm, Şaban ayını bir “manevî kamp” gibi değerlendirir; kendilerini Ramazan orucuna hazırlardı.
Hz. Âişe (r.anhâ) Annemiz şöyle rivayet eder:
“Rasulullah (sav) öyle çok oruç tutardı ki, ‘Artık hiç iftar etmeyecek.’ derdik. Bazen de öyle ara verirdi ki, ‘Hiç oruç tutmayacak.’ derdik. Ben Rasulullahın Ramazan dışında hiçbir ayı tamamen oruçlu geçirdiğini görmedim. Onun en çok oruç tuttuğu ay Şaban ayı idi.” [5]
Şaban ayının faziletine dair Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin Gunyetü’t Tâlibîn’de naklettiği rivayetlerde, Şaban ayında dirilerin defterinden öleceklerin defterine isimlerin nakledildiği bildirilir. Rasulullah (sav) Efendimiz bu sırra işaret ederek, “İsmimin defterden silindiği anda oruçlu bulunmayı arzu ederim.” buyurmuştur.
Salavât-ı Şerife Getirmek
“Şüphesiz ki Allah ve melekleri Peygamber’e çok salat ederler…” (Ahzâb, 56) ayetinin bu ayda nâzil olduğuna dair rivayetler sebebiyle, Şaban ayında salavâtı çoğaltmak sünnet kabul edilmiştir. Efendimizin (sav) “Bu ay Benim ayımdır.” buyruğuna bağlılığın bir tezahürüdür.
Sosyal Yardımlaşma ve Arınma
Sahâbe Efendilerimiz, Şaban ayının hilalini görünce Kur’ân okumaya yönelir; zenginler fakirlere zekâtlarını dağıtır, borçlar ödenir, insanlar Ramazan’a maddî ve manevî yüklerden arınmış şekilde girerlerdi.
Toplumun her kesimi için bu ay “büyük temizlik” zamanı kabul edilirdi.
Berat Gecesi: Mağfiret ve Rahmet Kapısı
Şaban ayının 15. gecesi Berat Gecesi’dir. Bu gece, mü’minler affa mazhar olacaklarına dair büyük bir ümit taşır. Hz. Ali (ra) Efendimizden rivayet edildiğine göre Allah-ü Teâlâ bu gece dünya semasına tecelli eder ve şöyle nida eder:
“Bağışlanmak isteyen yok mu, onu affedeyim? Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim?”[6]
Ana-babasına asi olanlar ve Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kulların bağışlanacağı müjdelenmiştir.
Tarihî Olaylarla Şaban Ayının Önemi
Şaban ayı yalnız manevi yoğunlukla değil, İslâm tarihindeki önemli olaylarla da dikkat çeker:
Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hazretleri buyururlar ki:
Bildiğiniz üzere Recep ayı, Cenâb-ı Zülcelâl Hazretlerine mahsus bir aydır. Şaban ayı Peygamber aleyhisselâtü vesselam Hazretlerine mahsus, Ramazan ayı ise ümmet-i Muhammed’e mahsus bir aydır.
Hz. Âişe (r.anhâ) Validemiz buyuruyor ki:
“Rasulullah Efendimiz bu Şaban-ı Şerif’te o kadar çok oruç tutardı ki, biz Ramazan geldi zannederdik. Bazen de misafir geldiği zaman orucunu açardı.”
Bu mübarek günlerde bizler de inşallah oruçlarımızı tutmaya gayret edelim.
Bu Şaban-ı Şerif’te şöyle bir evrad (zikir) yapacaksınız, isterseniz elinize kalemi alıp yazın. Allah dostları da böyle yapmışlar.
Bir gün Resulullaha (sav) soruyorlar:
“Yâ Resulullah! Sen nasıl dua ediyorsun?”
O da şöyle buyuruyor:
“Sana öyle bir dua öğreteyim ki hem Allah’ı, hem Peygamberini, hem de Onun sevdiklerini şahit tutarsın ve onları memnun edersin."
“Nasıl söyleyeceğim yâ Resulullah?”denilince şu duayı öğretiyor:
Şaban Ayı Dersi (Virdi-Tesbihatı)
Bu on iki adet tesbihatı söyledikten sonra, günlük en az beş yüz defa (500) “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellim” okuyunuz.
Bu tesbihat Şaban ayı bitene kadar devam eder.
Eğer böyle bir dua yaparsanız hem Allah’ı zikretmiş, hem Peygamber Efendimize ve Onun sevdiklerine hakkıyla salâtü selâm getirmiş olursunuz.”
Şaban Ayı Dersini İndirmek İçin...
[1] Keşfü’l-Hafâ ve Müzîlü’l-İlbâs Cilt: 1, Sayfa: 423
[2] İmam Gazali-Kalpleri Keşfi- Şaban Ayanın Fazileti
[3] Nesai, Savm, 70.
[4] Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, s. 416
[5] Buhâri Savm 1969
[6] İbn Mâce, İkame, 191


