On bir ayın sultanı olan bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. O mübarek günler ve geceler, rahmet ve bereket iklimiyle gönüllerimizi ziyaret etti o bizden razı mıdır bilinmez amma biz O’ndan çok razıydık. Resulullah’ın(sav)
"Eğer kullar, Ramazan'ın faziletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi."
hadisini bu senede öylesine derinden yaşadık ki…
Ramazan ayı geldi diye sevinmek de gittiği için hüzünlenmek de imandandır biliriz. Ancak şunu da çok iyi biliriz ki; Ramazan gider fakat Ramazan’ın Rabbi asla kullarını bırakıp gitmez. Aylar değişir, günler geçer; lakin bu ayı bize ihsan eden, kulluğa çağıran Cenâb-ı Hak bâkîdir, dâimdir. O, her hâlimizi görmekte ve her amelimizi bilmektedir. Bu sebeple mümin için kulluk sadece Ramazan günlerine mahsus değildir.
Öyleyse Ramazan’ı uğurlarken onun bize öğrettiği kulluk terbiyesini sakın ha uğurlamayalım. O duruversin gönlümüzün başköşesinde. Ramazan’dan aldığımız feyzi ve takvâ iklimini bütün bir ömrümüze yaymaya gayret edelim. Zira asıl gaye, yalnız bir ayı değil, bütün hayatı kulluk şuuruyla yaşayabilmektir.
Bayrama ulaşmadan Ramazan ayı ve bayram ile ilgili son kelamlarımızı da pirimiz Abdülkâdir Geylani Hz.lerine bırakıp bir sonra ki Ramazan ayında “Kıssadan Hisse” sayfamızda görüşünceye kadar hepinizi “Emanetçilerin en büyüğüne” emanet ediyoruz;
Abdülkâdir Geylânî Hz.leri buyurur ki;
“Fitre vermek, oruçlu için bir temizleyicidir… Oruçlunun eksiklerini tamamlar; sevâbını ikmâl eder. Tıpkı işlenen günahlara tevbe ve istiğfar gibi, yanlış kılınan namaz için yapılan sehiv secdesi gibidir.”
Nitekim Abdülkâdir Geylânî Hz.leri, Vekî‘ bin Cerrah Hz.lerinin şöyle dediğini nakleder:
“Namaz için sehiv secdesi ne ise, Ramazan ayı için de fitre odur. Bunun için Rasûlullah (sav) Efendimiz fitre vermeyi emretti. Tâ ki oruçlunun hatâ ve kusurlarını temizlesin.”
Abdülkâdir Geylânî Hz.leri yine buyurur:
“Çalışan kimseye, işini bitirince ücreti verilir. Biz de Ramazan’daki amellerimizi bitirdik. Keşke bilseydim; oruçlarımız ve namazlarımız makbul mü oldu, yoksa yüzümüze mi vurulacak?
Keşke bilseydim; aramızda makbul olan kimdir? Onu tebrik ederdik. Reddolunan kimdir? Ona da taziyeye giderdik.”
Demek ki sâlih amelleri yapmak kadar, onların Allah katında makbul olması için gayret etmek de gerekir. Nitekim Rasûlullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçlarından kendilerine kalan kuru bir açlıktan başka bir şey değildir. Nice gece namazı kılanlar vardır ki, namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.”
Fadl bin Abbâs (ra) şöyle der:
“Şu insanlara hayret ediyorum: Bir çocuğum öldüğünde binlerce kişi gelip başsağlığı diliyor; fakat meselâ bir vakit cemaatle namazı kaçırdığımda kimse gelip bana tâziyede bulunmuyor.
Yemin ederim ki; mazeretsiz olarak bir vakit cemaatte bulunmamam, benim için sâlih bir çocuğumun ölümünden daha büyük bir musîbettir.”
Bu sebeple sâlih zâtlar, ibadetlerini büyük bir titizlikle yerine getirmelerine rağmen, bunu asla yeterli görmezlerdi. Amellerinin kabulü için sürekli dua ederlerdi.
Muallâ bin Fadl Hz.leri şöyle buyurur:
“Selef-i sâlihîn, idrak ettikleri Ramazan’ın kabul edilmesi için altı ay boyunca Cenâb-ı Hakk’a dua ederlerdi.”
Ramazan’ın son günlerinde ise gözyaşları içinde:
“Ey kalplerimizin yıkandığı mübarek ay! Yine gel ve bizi ihyâ et!” diyerek onu hasretle uğurlarlardı.
Abdülkâdir Geylânî Hz.leri buyurur:
“Ramazan ayını akan gözyaşları ile uğurla. Ham nefsine ağla. Nice oruç tutan vardır ki bir daha oruç tutamayacaktır. Nice namaz kılan vardır ki kıldığından başka namaz kılamayacaktır.”
Gerçekten de ömür, sağlık ve kuvvet bize emanet edilen geçici nimetlerdir. Bir gün gelecek ve bu imkânlar elimizden alınacaktır. O hâlde kulluk vazifelerimizi fırsat varken yerine getirmeliyiz.
Abdülkâdir Geylânî Hz.leri bizleri bu konuda şöyle ikaz eder:
“Ey gâfil! Hani senin gözyaşların? Tövbeni hangi yıla bırakıyorsun? Gelecek seneye mi? Hiç de öyle değil; ömür süreleri senin elinde değil. Onun miktarını bilmek de sana düşmemiştir!
Öyle ümit besleyenler vardır ki; arzusuna kavuşacağını ummuş ama ona ulaşamamıştır.
Niceleri, bayram için koku hazırlamıştır; ama onu kabrinde koklamıştır. Bayramına temiz elbise hazırlayan nicelerine, bu hazırladığı kefen olmuştur.
Niceleri var ki; tuttuğundan başka oruç tutamamıştır. Hâlbuki daha başka Ramazan ayları görüp yine oruç tutmayı umuyordu.
Ey Allâh’ın kulları! Şunu biliniz ki, siz büyük bir aydan ayrılıyorsunuz. Fazîletli, kerîm bir ayı geride bırakıyorsunuz.
Hele bir düşünün; sizden evvel gelip de oruç tutan, namaz kılan ve emirleri yerine getirenler neredeler? (Siz de bir müddet sonra nerede olacaksınız?)”
Bu sebeple mümin, Ramazan’ı uğurlarken kendisini muhasebe etmelidir.
Abdülkâdir Geylânî Hz.leri buyurur:
“Bayram denince; güzel şeyler giymek, tatlı yemekler yemek, lezzetlere, eğlenceye dalmak akla gelmemelidir.
Asıl bayram; tâatin makbul olduğunun bilinmesi; günahların ve hataların bağışlandığının anlaşılması; kötülüklerin iyiliğe çevrilmesi; yüksek derecelere ermenin müjdesini almak; iyilik, ihsan ve ikramlara nâil olmaktır.”
Bayram sadece yeni elbise giymek, tatlı yemek ve eğlenmek değildir. Asıl bayram; İbadetin kabul edilmesi, günahların bağışlanması, kulun Allah’ın rızasına erişmesidir.
Nitekim Behlül Dânâ Hz.leri şöyle buyurmuştur:
“Gerçek bayram, yeni elbise giyene değil, Allah’ın azabından emin olana aittir.”
Abdülkâdir Geylânî Hz.leri şu kıssayı da nakleder:
Bir adam bayram günü Hz. Ali (ra)’ın yanına gider ve görür ki Hz. Ali kuru ekmek yemektedir.
Adam şaşkınlıkla:
“Bugün bayram olduğu hâlde kuru ekmek mi yiyorsun?” der.
Hz. Ali (ra) şöyle cevap verir:
“Bayram o kimse içindir ki orucu makbul olmuş, çalışması kabul edilmiş, günahları bağışlanmıştır. Allah’a asi olmadığımız her gün bizim için bayramdır.”
Demek ki hakiki bayram, Allah’ın rızasına ulaşmaktır.
Abdülkâdir Geylânî Hz.leri şu nasihatte bulunur:
“Ey Allah’ın kulları! Kim Ramazan ayında nefsini kötülüklerden alıkoyduysa, Ramazan’dan sonra da bunu devam ettirsin. Çünkü Ramazan’ın da, Ramazan’dan sonraki ayların da Rabbi birdir.”
Ramazan, mümin için adeta bir kulluk mektebidir. Bu mektebin gerçek faydası ise Ramazan’da kazanılan güzel hâllerin yıl boyunca devam etmesidir. Çünkü Müslümanlık sadece belirli zamanlara ait bir ibadet değildir; ömür boyu devam eden bir takva hayatıdır.
Dolayısıyla Ramazan’dan sonra rehavete kapılmak mümine yakışmaz.
Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:
“İpliğini sağlamca büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın.”(Nahl/ 92)
Bu ayet bize şunu hatırlatır:
İnşa etmek zordur, yıkmak kolaydır. Bir ibadet alışkanlığını kazanmak yıllar alabilir; fakat onu terk etmek çok kısa sürede gerçekleşebilir.
Bu sebeple Ramazan’da kazandığımız kulluk disiplinini korumalı ve bütün ömrümüzü adeta bir Ramazan ikliminde yaşamaya gayret etmeliyiz.
Cenâb-ı Hak bizleri Ramazan’ın feyz ve bereketini bütün ömrüne taşıyan kullarından eylesin.
Mazlum İslam beldelerinde sıkıntı çeken din kardeşlerimizin acılarını dindirmeyi, onlara yardım etmeyi ve dualarımızla onların yanında olmayı bizlere nasip eylesin.
Bizleri iman selametiyle verilen son nefes bayramına ulaştırsın.
Âmin.
"Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, gönülden boyun eğen erkeklerle boyun eğen kadınlar, doğru sözlü erkeklerle doğru sözlü kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'a) karşı duran erkeklerle (Allah'a) karşı duran kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle (Allah'ı) çokça anan kadınlar var ya; işte onlar için Allah büyük bir bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır."
📚 Ahzâb Suresi, 35. Ayet
"Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün oruç eklerse, bütün sene oruç tutmuş gibi olur."
📚 Müslim, Sıyâm, 204; Ebû Dâvûd, Savm, 57
"Bayram, yeni elbise giyenin değil, belâlardan kurtulanın bayramıdır. Bayram, binek ve elbisesi (pahalı) olanın değil, günahları affedilenin bayramıdır."
📚 Hz. Ali (r.a) - Tenbîhü'l-Gâfilîn, sh: 194
"Oruç seni gün gibi gönlü aydın, canı safa bir hale kor. Sonra da padişah ile buluşma olan bayram gününde varlığını kurban eder, seni varlıktan ve benlikten kurtarır."
📚 Hz. Mevlana
"Allâhümme innî es'elüke husne'l-hâtimeh."
Anlamı: "Allah'ım! Senden güzel bir son (son nefes) dilerim."