Beden bir yıl ise kalbidir Kadir Gecesi. Kendisini ve birlikte diğer tüm geceleri aydınlatan bir kandil, Kur’an’da işaret edilmiş, son Peygamber (sav) tarafından ipuçları verilmiş saklı ve kutsal bir hazinedir.
Anlam ve irfanın, havadaki oksijen misali, bir anne şefkatiyle hayatı kucakladığı bir gecedir. Dünyanın tüm ağırlıklarının ruhun omuzlarından atıldığı, pas tutan merhametin her türlü hırstan arındırılarak yeniden çiçek açtığı, Rablerinin izniyle sabaha kadar meleklerin yeryüzüne akın etmesidir Kadir Gecesi. Kur’an’ın girdiği kalbin karanlık olmadığını, orada meleklerin boşluk vermeksizin bir arındırıcı olarak misafir olduğunu müjdeleyen sevindirici bir haberdir Kadir Gecesi.
Peki, neden “Kadir Gündüzü” değil de “Kadir Gecesi” diye kalbimizden geçirecek oluyoruz. O anda yetişiyor Hz. Mevlana ve kandili yakıyor:
“Sen göklere mensup bir kişi isen, bil ki; gök kapıları geceleyin açılır, bahtlar gece uyanır. Geceleyin yürü ki, yollar geceleyin alınır; menzillere geceleyin varılır…”
Bütün insanlığı kuşatan merhamet esintisi Kadir Gecesi’nin ne olduğunu biz nereden bilebilirdik, Rabbimiz bildirmeseydi: “Melekler ve Ruh o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir/4-5)
Farklı bir ağızdan, İbn-i Abbas'tan (ra) dinleyelim kadrini hakkınca bilemediğimiz Kadir gecemizi;
Kadir gecesi olduğu zaman, Allah-ü Teâlâ Cebrail (as) yeryüzüne inmesi için emir verir.
Cebrail yeryüzüne indiği zaman, sidre-i münteha melekleri de onunla beraber inerler. Onların sayısı; Yetmiş bindir. Bunların ellerinde nurdan sancaklar da vardır.
Hepsi yere indikten sonra; Cebrail kendi sancağını, diğer melekler de kendi sancaklarını şu dört yere dikerler; Kâbe-i Muazzama'ya, Resulullah (sav) Efendimizin mübarek kabrine, Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya, Tûr-u Sina'daki mescide.
Sancaklarını diktikten sonra; Cebrail(as), diğer meleklere şu emri verir;
“Çevreye dağılın.” Dağılırlar. Mümin erkeğin ve mümin kadının bulunduğu her eve, hücreye, odaya, gemiye girerler.
Ancak bir evde köpek, domuz, şarap (alkollü içki), haram yoldan cünüp olan, heykel var ise oraya girmezler.
Girdikleri evlerde tespih,takdis, tehlil okurlar, Hz. Muhammed (sav) ümmetinin bağışlanmasını dilerler.
Ta tan yeri ağarıncaya kadar böyle devam ederler. Sonra semaya dönerler. Semaya yükseldikleri zaman, dünya semasında duran melekler onları karşılar ve sorarlar;
“Nereden dönüyorsunuz?” Şu cevabı verirler;
“Biz dünyada idik çünkü bu gece Muhammed (sav) ümmetinin kadir gecesidir.”
Dünya semasında duran melekler tekrar sorarlar;
“Allah-û Teâlâ onlara ve ihtiyaç duydukları şeylere karşı ne hüküm verdi?”
Cebrail aleyhisselam şu cevabı verir;
“Allah-ü Teâlâ onların yararlı kimselerini bağışladı; yaramaz kimselerine de şefaatçi kıldı.”
Bu haberi duyan dünya seması melekleri sevinerek tespih, takdis okuyup âlemlerin Rabbine sena ederler. Allah-û Teâlâ'nın bu ümmete ihsan eylediği mağfiret ve rızası dolayısı ile zatına şükür ederler.
Daha sonra, yerden dönen melekleri; dünya semasının melekleri ikinci semaya kadar uğurlarlar. Bunlara diğer semanın melekleri de katılır.
Yedinci semaya vardıkları zaman, Cebrail beraberindeki meleklere şöyle der,
“Dönünüz.”
Bunun üzerine, her semanın meleği, kendi semasına döner. Sidre-i münteha melekleri de kendi yerlerine dönerler.
Sidre-i müntehada inmeyip duran melekler dönüp gelenlere sorarlar;
“Nereden böyle? Neredeydiniz?”
Onların bu sorusuna karşılık, dünya semasındaki meleklere verdikleri cevabı verirler.
Bu haberi duyan oradaki melekler; seslerini yükselterek takdis ve tespih okumaya başlarlar.
Onların bu sesini önce meva cenneti duyar; sonra naim cenneti duyar; sonra Adn daha sonra Firdevs cenneti duyar.
Arş-ı Rahman da o sesi duyunca, kendi tespih, tehlil, sena sesini yükseltir. Âlemlerin Rabbini övüp senaya başlar. Sebebi; Muhammed ümmetine edilen ihsandır.
Yüce Allah'ın zatı, durumu en iyi bildiği halde arşa sorar;
“Ey arşım, sesini neden yükselttin?” Arş şöyle demeye başlar;
“Allah'ım, bana ulaştığına göre; dün gece, Muhammed ümmetinin yararlılarını bağışlamış ve yaramazlarına da şefaatçi kılmışsın.”
Allah-ů Teâlâ şöyle buyurur;
“Doğru söylersin ey arşım. Muhammed ümmeti için katımda öyle ikramlar vardır ki; onları bir göz görmemiş, ne olduğunu kulak duymamış, şekli de hiçbir kalbe düşmemiştir.”
Ayrıca şunlar nakledilmiştir;
Kadir gecesi, Cebrail (as) semadan indiği zaman; insanlardan hiç kimseyi ayırt etmeden hepsine selâm verir ve musafaha eder.
Bunun alâmeti ise, insanın cildinin ürpermesi, kalbinin yumuşaması, gözlerinin yaşarmasıdır.
Üstte anlatılan manadan olarak şöyle anlatılır;
Resulullah (sav) efendimiz, ümmetinin durumunu düşünerek üzüntü duydu. Bunun üzerine, Allah-û Teâlâ, Resulullah (sav) Efendimize şöyle vahyetti;
“Ya Muhammed, üzülme; ben ümmetine peygamberlerin derecelerini vermeden, onları dünyadan çıkarmam.” Şöyle ki;
“Peygamberlere melekler, ruh, risalet, vahiy ve ikram gelir. Ümmetine de Kadir gecesi melekler gelir; benden selâm ve rahmet götürürler.”
Elhamdülillah Elhamdülillah Elhamdülillah
Benim mümin ve müminat güzel kardeşim madem; bu gece de Haktan gelen bir selam var, böyle güzel yüce ikramlar, ihsanlar, lütuflar var, seninle musafaha eden Cebrail (as), senin için tesbih, tehlil, takdis eden melekler var, gecenin sonunda af, mağfiret ve gözlerin görmediği kulakların işitmediği müjdeler var öyle ise Niyazi Mısri Sultanın dediğini yap, yap ki yakarışların, feryadın semaları geçsin rahim-u rahmana erişsin;
Dertliyüm dermana geldüm dertli olan iniler
Yanmışam aşkın oduna oda yanan iniler
Vah bana ‘ömür geçürdüm yok yere kıldum günâh
Hak katında suçlu oldum suçlu olan iniler
Ağla gözüm inle gönlüm aklı olan gülmesün
Kimi âh edüben ağlar kimi pinhân iniler
Yaz olur kuşlar çağırur hû deyu Allah deyu
Nâlesinden bâğ-u bağçe bile bağbân iniler
Ey Niyazı ne yatarsun aç gözünü uykudan
Şol kıyamet günlerinde cümle âlemyân iniler
Tüm Müslüman âleminin aşkla ve lâyıkıyla eda edeceğini umduğumuz bu mübarek gecede varlığımızı ve her şeyin varlığını borçlu olduğu Yüce Yaradan’ımızın istediği gibi bir gece geçirmek duası ile bin aydan hayırlı Kadir gecemiz mübarek olsun bizleri de mübareklerden kılsın…
“Şüphesiz Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik.”
📚 Kadir Sûresi, 97/1
Hz. Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Kim Kadir Gecesi’ni inanarak ve sevabını Allah’tan umarak ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.”
📚 Sahih al-Buhari, Fazlu Leyleti’l-Kadr
Hasan-ı Basrî Hazretleri
“Kadir Gecesi’nin fazileti, onu gafletle geçirmeyenler içindir.”
📚 Hilyat al-evliya – Ebû Nuaym el-İsfahânî
Her geceyi Kadir bil, her gördüğünü Hızır bil;
her geleni aziz bil ki gönlün daima bayram olsun.”
📚 Mesnevî
Hz. Peygamber ﷺ, Kadir Gecesi’nde okunmasını özellikle tavsiye ettiği şu duayı öğretmiştir:
“Allahümme inneke afüvvün tuhibbü’l-afve fa’fu annî.”
(Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin; beni de affet.)
Tirmizi, Daavât