SORULAN SORU

Günlük Dersimizi (virdimizi) çekerken hem ilk başta hem de tesbihatları yaptıktan sonra neden iki kez bağışlama yapıyoruz?

CEVAP

Mürşidi Kâmille talibinin arasındaki manevi bağlantıyı sağlayan en büyük araç Mürşidin her gün çekilmek üzere verdiği evradı şerifelerdir.

Günlük evradı şerifemizi bir başka deyişle günlük dersimizi çekmeye başlarken okuduğumuz üç İhlas bir Fatiha’yı başta Peygamber Efendimiz (sav) Hz.leri olmak üzere sırasıyla Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.lerine kadar bağışlarız.

Bu ilk bağışlama derse başlamamızın girişi, bir nevi haberdar etmek, bir nevi kabul ve tasdik ettiğimizin beyanıdır. Haberdar ederken de okuduğumuz o üç İhlas bir Fatiha Hz. Peygamber (sav) hazretlerinin yolunda olduğumuza, Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimize ve getirdiği İslam dinine, Kur’an ve sünnetin kabulüne,

Resulullah Efendimiz (sav) başta olmak üzere diğer bütün Enbiyaların hepsinin kabulüne,

Onunla birlikte Selefi Salihinin tasdikine ve günümüze kadar gelen bütün Meşayih-ı Kiramın, İmam- İmameyn hazeratının hepsinin kabulüne,

12 piran efendimiz başta olmak üzere bütün piran efendilerimizin yolumuzun neferi olduğunun kabulüne,

Büyük üstadlarımız ve Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri yolumuzun önderi oluğunun kabulüne,

Bizlerin Ehlisünnet vel cemaatin birer neferi olduğumuza, bağışlama yaptığımız zatların yolunda olduğumuza, maddi ve manevi olarak onların safında yer aldığımızın kabulü ve teyididir.

Derse başlarken yaptığımız bağışlama onları da bu noktada haberdar etmektir. Onların yollarından gittiğimizi ikrar etmektir.

“Fe-in âmenû bimiśli mâ âmentum bihi fekadi-htedev”

“Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa kesinlikle doğru yolu bulmuş olurlar;[1]

Ayet-i Celile de cenabı rahman olan Allah (cc); Eğer senin inandığın gibi inanırlarsa onların imanları kabuldür. Buyurmaktadır.  

Ayet-i Kerimenin fehvasınca Bizler de bağışlama yaparak bir nevi Allah Resulü (sav) ve sahabeyi kiram inandığı gibi bizde inanıyoruz biz de onların yolunu takip ediyoruz, diyoruz.

Günlük derslerimizi bitirdikten sonra yaptığımız ikinci bağışlama ise bir ibadet yaptığımızda ki bağışlamaya aynı nev’i dendir.

 Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri;

“Yapmış olduğunuz zikrullahı veya kılmış olduğunuz namazları muhakkak ki başta Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) olmak üzere bütün peygamberlere ‘Silsile-i Şerife’mize muhakkak bağışlayın. Çünkü namazınızın, zikrinizin nuru alnınızda durur. Şeytan-ı aleyhillane o nuru alabilmek için uğraşır durur. Ama siz onu bağışlayacak olursanız şeytan sizden ümidini keser.”

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.lerinde buyurduğu üzere her ibadetin bir nuru vardır. Bu nur alnımızda durur. Şeytan bu nuru gördüğü zaman kişiye musallat olur ve bu nurun ondan gitmesi için elinden geleni yapar. Biz yaptığımız ibadetlerden hâsıl olan sevabı Silsile-i Şerife’mize bağışladığımız zaman sevabından hiçbir şey azalmadan bir nevi koruma altına almış olmaktayız.

Hanefîlere göre, insan yaptığı amelin sevabını başkasına bağışlayabilir. İster namaz olsun, ister oruç olsun, ister sadaka ve benzeri şeyler olsun fark etmez. Bunların sevabını ölüye bağışlamak, kendi sevabından bir şey eksiltmez.

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri;

Yaptığınız ibadetlerin sevaplarını Başta peygamber Efendimiz (sav) olmak üzere bütün Silsile-i Şerife’mize bağışladığınız zaman Cenabı Zülcelal Hazretleri şöyle buyurur;

Ya Habibim Ahmet! Rasulüm Muhammed!

Benim kulum, senin ümmetin filan zat şu kadar ayet şu kadar tevhid şu kadar ihlas okudu şu kadar hatim yaptı. Deyince;

Peygamber Efendimiz (sav); Ya Rabbi! Bu kuluna bağışlama yaptığı sevabın on mislisini ona iade et. Diğer Peygamberlerde aynı şekilde on mislisini ona iade et. der

Aynı Şekilde Bütün Silsile-i Şerife;

Ya Rabbi! Sen ganisin Bizler vefat edeli şu kadar sene oldu, bu zat bizi unutmadı. Hatırlıyor. Bize yaptığı ibadetlerin sevabını bağışlıyor, on mislini ona iade et, derler.

Bağışladığınız bu ibadet ve taatların sevabı boşa gitmez. Levh-i mahfuzda yapmış olduğunuz ibadet, taat, zikrullahınız size kat kat fazlasıyla geri döner, yine kendinize ait olur.

Bazıları çıkıp “okudunuz üflediniz, elinizde ne kaldı, boşa gitti” derler. Bu zahiren burada kalmadı ama manen Cenab-ı Zülcelal Hz.leri kat kat levh-i mahfuzda senin yerine bıraktı, senin hanene yazdı.

Bu yaptığımız bağışlamaların hikmeti ne diye sorarsanız;

Bir gün ümrede Türkiye den bir şeyhin damadı olan hoca efendi ziyaret maksadıyla yanımıza geldi. Sordum;

Kimler için ümre yaptınız?

O zatı muhteremde; “Babam için annem için ümre yaptım, efendim” deyince

Neden Muhammed Mustafa (sav) için tavaf yapmadınız? Neden Âdem Aleyhisselam,  İbrahim Aleyhisselam, İsmail Aleyhisselam için tavaf yapmadınız? Bütün peygamberleri bir hizaya koyup neden onlar için tavaf yapmadınız? Peygamber Efendilerimiz şefaat eder ama annenin babanın şefaat etme garantileri yok. dedim

Hoca Efendi biraz düşündükten sonra; “Çok doğru söylüyorsun, efendim” diyerek yanımızdan ayrıldı.

Hoca efendi üç gün sonra yanımıza geldi.

“Efendim, sizinle konuştuktan sonra bütün Peygamber Efendilerimizi sıraya koyduk daha sonra sahabeyi kiramı sırayı koyduk daha sonra evliyaullahı, evliyaları sıraya koyduk hepsi için şunları şunları yaptık” dedi.

Allah razı olsun senden, bir de Muhammed’in Mustafa (sav) Efendimiz içinde kurban kesersen çok güzel olur, dedim.

Hep zahir için hep dünya için uğraşıyoruz. Batın için Ahiret için uğraşmıyoruz. 

Öldüğümüz zaman Âdem safiyullah diyecek ki;

Ya Rabbi! Şu kadar küsur sene geçtiği halde beni unutmayan senin kulun Muhammed'e Mustafa'nın ümmetinden filan oğlu falan bana ümre yaptı, bana tavaf yaptı. Bana işlediği ibadetinin sevabından bağışladı. Ben de onu cennetime davet ediyorum,  

Bütün peygamberler de aynı şekilde kime okuduysak, kime bağışlama yaptıysak hepsi bizleri cennetteki makamlarına davet edecek.

Bu dünyada nasıl bir birlerimizi davet ediyorsak cenneti alada onlar da bizi davet edecek. Tanıyan insanlar birbirini davet ederler. Tanımadığınız insanları, yoldan geçenleri evinize davet ediyor musunuz? İşte bu bağışlamalar manen kendimizi tanıtmaya bir vesiledir.

Biz onları bilelim ki onlar da bizi bilsin.

Biz onları tanıyalım ki onlar da bizi tanısın…



[1] Bakara Suresi 137. Ayet





Okunma Sayısı : 878

Soru Tarihi: 7/2/2023

Yorumlar
MEHMET GÜL

Rabbim Abdullah Babamdan razı olsun bizleri kendine layık kul habibine layık ümmet Abdullah Babama layık manevi evlat olmayı nasip eylesin.Amin Ya Muin

Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *