|
ZİKİR
ZİKİR HAKKINDA
AYETİ KELİMELER
ZİKİR HAKKINDA HADİS-İ
ŞERİFLER
CEMAAT İLE ZİKİR
ZİKİR HAKKINDA FETFALAR
KELİME-İ TEVHİD'İN FAZİLETİ
EVRAD-I ŞERİFE
İSTİHARE NAMAZİ VE DUASI , SEYRİ SÜLÜK VE KERAMET
ZİKİR
Zikir; istilahta kelime olarak ezberleme,
anma, animsama, hatirlama, söylenmesi tavsiye edilen hamd,
sena ve dua anlamlarinda kullanilir.
Tasavvuf istilahinda çok genis yer tutan
zikir, Allah-u Teâlâ'nin yüceligini dile getirmek ve manevi
olgunluga ulasmak gayesiyle belli bir isim ya da sözcükleri
tekrarlamaktir.
Yüce Allah'in (cc) bilinen güzel isimleri
ve tevhid-i serifle yapilan zikir, “zekere” fiilinin
mastaridir. Asli zikirdir. Türkçe de zikir seklinde kullanilir.
“Zükr” kelimesi ile ayni anlamdadir. Çogulu “ezkar” ve “zükür”
olarak gelir. Zikra kelimesi de, zikrin mübalagasi olup çok
zikretmek demektir. Zikir ayni kökten gelen kelimelerle
birlikte, Kitabimiz Yüce Kur'an da üç yüz'e yakin yerde
geçmektedir
Allah-ü Teâlâ Hz.leri, Kuran'i Kerim'in
birçok ayetinde, kendisini zikretmemizi bize emretmistir.
Cenab-i Hakk'in beyan olunan bu emirleri ayetlerinde su
sekilde zikredilmektedir:
Allah (cc) Hz.leri buyuruyor ki;
“Ey Inananlar! Allah (cc) Hz.lerini
türlü tesbihler çekerek çok zikrediniz ve O'nu (cc) sabah
aksam tesbih ediniz. Zira o sizi karanliklardan nura
çikarandir.” (Ahzab /41,42)
“Rabbinin ismini sabah ve aksam
zikret habibim. Allah'in (cc) zikrine bütün vakitlerde devam
et .”(Insan / 25)
“Allah'i (cc) çok zikredin, taki
umdugunuza kavusasiniz. ” (Cuma – 10)
“ Öyle ise beni anin ki, ben de
sizi anayim. Bana sükredin, nankörlük etmeyin”
(Bakara /152) buyurmustur.
Kur'an-i Kerim ve hadislerde, zikrin
faziletlerinden sikça bahsedilmesine ragmen, günümüzdeki
insanlarin zikrin hikmetini tam olarak idrak edemedikleri için
zikrullahtan uzak kalmislar, ya da gerek görmeyerek
kendilerini zikirden alikoymuslardir..!
Üstadimiz Abdullah Baba Hz.leri;
Cenab-i Zülcelâl Hazretleri'ne vasil
olmanin iki yolu oldugunu; Bu yollardan birisi “Hafi zikir”,
digerinin ise “Cehri zikir” oldugunu söyler. Iki sekilde
yapilan zikrullahi, söyle ifade etmislerdir;
“ Peygamber (sav) Hazretleri,
Mekke'den, Medine'ye hicret ederlerken, Sevr Magarasi'na
müsrikleri aldatma maksadiyla sigindiklarinda, yaninda yol
arkadasi, can dostu olan Ebubekir Siddik (ra) vardi. Ebubekir
Siddik (ra) Efendimiz magara içerisinde, müsriklerin
Rasulullah Efendimize zarar verecegi endisesiyle, korkuya
kapilmisti. Onun bu halini gören Sevgili Peygamberimiz:
“Korkma Ya Ebubekir.! Dilini damagina
yapistir. “La Ilahe Illallah” de. Üzülme! Allah (cc) Habir
ismi serifi ile haberdardir. Basir ismi serifi ile bizi görür.
Bize bizden yakin olan o'dur. ( Veli ismi serifi ile
dostlarina yardim edendir. Âlim ismi serifi ile bilendir.
Semi' ismi serifi ile isitendir. Selam ismi serifi ile
selamete ulastirandir....) Sen dedigimi yap ”
buyurdu.
Hz . Ebubekir-i Siddik (ra) Efendimiz
dilini damagina yapistirarak, bir nefeste yirmi bir defa “La
Ilahe Illallah” kelime-i tevhidi zikredince, üzerindeki korku
geçti. Ve kalp aynasi açildi. Hafi zikri, Peygamber (sav)
Efendimiz bu sekilde Ebubekir Efendimize telkin etmis oldu.
Diger bir Hadis-i Serifte:
Hz. Ebubekir-i Siddik (ra.) 'in komsusu
bir gün Peygamber (sav) Efendimize gelerek;
- Ya Rasulullah, Ebubekir'in evinden ciger
kokulari geliyor. Komsusu oldugum ve kaç gündür aç oldugum
halde bize ikram etmedi. Diye söyler..
Bunun üzerine Peygamber (sav)
Hazretleri kalkar ve Ebubekir-i Sidik (ra)'in evine gelir.
Fakat evin içerisinde yiyecek hiçbir sey yoktur.
Ebubekir Siddik (ra) Hazretleri,
Rasulullah (sav) Efendimiz'e:
- Buyur, Ya Rasulullah! Anam, babam sana
feda olsun! Sizi buraya getiren sebep nedir?” diye sorar.
- Ya Ebubekir! Komsusu aç iken, tok yatan
bizden degildir. Komsun, senin ciger yedigini söylüyor.
Evinden ciger kokulari geliyormus ve sen ona ikram etmemissin.
Bu dogru mu?”
- Ya Rasulullah! Hâlim, Allah-u Teâlâ
Hazretlerine ve size malumdur. Ben günlerdir agzima bir sey
koymadim! Sadece Allah'i zikrediyordum!” dedi ve dilini
damagina yapistirip; “La Ilahe Illallah” demeye basladi.
Biraz sonra evin içerisinde ciger kokusu
gibi bir koku meydana geldi. Peygamber (sav) Hazretleri, Hz.
Ebubekir'in komsusuna dönerek:
- Bahsettigin koku bu muydu ?” diye sordu.
O da:
- Evet, Ya Rasulallah! Bu kokuydu. Ben
anlayamadim. Allah'im beni affetsin! Sen de affet! Megerse
Ebubekir'in cigeri Allah askindan püryan olmus, gelen koku
buymus” dedi.
Ebubekir Siddik (ra) Hazretleri,
Serveri Kâinat Efendimize:
- Ya Rasulullah! Hafi zikre devam ettikçe,
bende acayip garaip haller oldu. Nereye baksam sizi görüyorum.
Hacete gitmeye dahi utaniyorum. Zevcemle münasebete bile hayâ
ediyorum. Bundan dolayi çok mahcubum. Bunda bir hata var mi?”
diye sordu.
Peygamber (sav) Hazretleri:
- Hayir, Ya Ebubekir! “Fenafir-Resül”
makamina gelmissin” dedi.
Ebubekir Siddik Hazretlerinin yapmis oldugu
esmalari degistirdi ve Hazreti Ebubekir Fenafillâh makamina
geldi. O makama ulastiginda;
- Ya Rabbi! Ne olur benim bedenimi öyle
büyüt ki; “La Ilahe Illallah Muhammedun Resülullah” diyen
hiçbir mü'min cehenneme girmesin” diye dua etti.
Iste Peygamber (sav) Hazretlerinin
terbiyesi altinda hafi zikir yapan o mübarek sahabe Allahü
Teâlâ Hazretlerine vasil oldu.
“Bunlar (hidayete ulasan kisiler)
iman edenler ve gönülleri Allah'in zikriyle sükûnete
erenlerdir. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah i zikretmekle
huzur bulur.” (Rad /28)
Cenab-i Zülcelâl Hazretlerine vasil olmanin
ikinci yolu ise; Cehri zikir ile olur.
Hz. Ali (ra) Efendimiz, bir gün Rasulullah
(sav) Hazretlerinin hane-i saâdetlerine gelir.
- Ya Rasulullah! Allah'a varan yollarin en
kisa olanini, kullarina en kolay gelenini, nezdinde en üstün
olanini bana bildir ” diye istekte
bulunmus. Bunun üzerine Peygamber (sav) Hazretleri:
- Ya Ali! Ben ve benden önceki
Peygamberlerin söyledigi sözlerin en kabule sayani; “La Ilahe
Illallah”, Kelime-i Tevhid'tir. Yedi kat yer ile yedi kat gök
terazinin bir kefesine konsa , “La Ilahe Illallah” Kelime-i
Tevhid de diger kefesine konsa “La Ilahe Illallah” hepsinden
agir gelir” buyurdu.
Hz. Ali (ra) Hazretleri:
- Ya Rasulullah, Allah'i nasil zikredeyim?
Hz. Peygamber (sav) Hazretleri:
- Ya Ali! Dizini dizime daya. Alnini da
alnima koy. Gözlerini kapa ve üç defa söyleyecegimi dinle.
Sonra sende üç defa söyle, ben dinleyeyim.
Akabinde, Peygamberimiz gözünü yumup,
yüksek bir sesle, üç kere “La Ilahe Illallah” dedi. Hz. Ali (ra)
Efendimizde dinledi.
Hz. Ali (ra) Efendimiz gözünü yumup, sesini
yükselterek üç defa “La Ilahe Illallah” dedi.
Bu sekilde Peygamber (sav) Hazretleri, Hz.
Ali (ra) Efendimize cehri zikri telkin etti. (El Inayetür-Rabbaniye)
Mekke Fethi'nde, Kâbe'nin içerisindeki
putlari sahabeler yikmaya basladilar. O anda Hz. Ali (ra)
Efendimiz, Peygamber (sav) Hazretlerinin yanina gelerek;
- Ya Rasulallah! Içerideki Lat ve Uzza
putlari çok agir ve yüksek yapilmis, omzuma çikin da, yikalim,
dedi.
Peygamber (sav) Hazretleri:
- Ya Ali! Bende nübüvvet mührü var. Benim
agirligimi küre-i arz zor tartiyor. Sen beni tasiyamazsin.
Onun için, sen benim omzuma çik. buyurdular.
Hz. Ali (ra) Efendimiz:
- Aman, Ya Rasulullah! Sizin omzunuza
çikmaya, hayâ ederim! dedi.
Peygamber (sav) Efendimiz, tekrar:
- Çik Ya Ali, deyince
Hz. Ali Efendimiz:
- Affet Ya Rabbi!, diyerek, Rasulullah
(sav) Hazretlerinin mübarek omuzlarina çiktilar. Put çok agir
ve yüksek oldugundan, Hz. Ali Efendimiz putu iterken dengesini
bir an kaybedip asagiya bakinca, Rasullulah Efendimiz de
kendisine baktigini gördü. O anda Hz. Ali (ra) Efendimiz on
sekiz bin âlemde Peygamber (sav) Hazretleri'nin cemalini gördü
ve Fenafir Resül makamina ulasti.
Peygamber (sav) Hazretlerinin terbiyesi
altinda cehri zikre devam eden, Hz. Ali (ra) Efendimiz de, en
sonunda fenafillâh makamina geldi. Ve bu makamda;
“Ben görmedigim Rabbima iman etmem”
buyurdu.
Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin zâtinda degil,
sifatlarinda fani oldu. Hz. Ali ya da O'nun gibi gerçek,
samimi bir sekilde Hakk'a vasil olup, teslim olan tüm
müminlere bakiniz. Yüce Kur'an nasil müjdelemektedir.
“Sen ancak zikre uyan ve görmeden
Rahmandan korkan kimseleri uyarabilirsin. Iste böylesini
magfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele. ” (Yasin /
11)
Cehri olsun, hafi olsun, ferden olsun,
cemaatle olsun; Allah'i zikir caizdir. Ayni zamanda pek
kuvvetli bir sünnettir. Her kisinin ömründe en az bir defa “La
Ilahe Ilallah Muhammedür Rasulullah” demesi ve yüksek sesle
söylemesi farzdir.
Hafi ve cehri zikrin ilk ögreticisi
Peygamber (sav) Efendimizdir. Rasulullah Efendimiz, hem hafi
hem de cehri zikri bizzat yapmis ve sahabelerine de tavsiye
edip, yaptirmistir.
Cehr-i Zikir Hakkinda Ayet-i
Kerimeler-Hadis-i Serif ve Fetvalar
Cehri Zikir ile ilgili Cenabi Zül Celal
Hz.leri:
“Hac ibadetlerinizi bitirince,
babalarinizi (bagirarak) zikrettiginiz gibi,
hatta daha kuvvetli bir sekilde Allah'i zikredin.”
(Bakara / 200) buyurmaktadir.
El-Esas Fit-Tefsir'de Said Havva merhum
söyle diyor:
“Kurban Bayrami ve tesrik günlerinin (Arefe
ve Kurban Bayraminin dördüncü gününün) özelliklerinden birisi
de; hac farizasini eda edenlerle, etmeyenlerin (yani bütün
Müslümanlarin) toplu olarak cehri (yüksek sesli) bir sekilde
tekbir ile Allah'i zikretmeleridir. Hz. Ömer (ra) in (Hacda)
bulunanlarla (adeta Mina tekbirlerle sallanircasina) beraber
tekbir getirdikleri sabittir.(Ismail Hakki Bursevi –
C.1,S.531)
Âraf Suresi 205. Ayetinde geçen;
“Kendi kendine yalvararak,
ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an,
gafillerden olma.”
Emrini delil gösterenler; bu ayete göre
cehri zikrin uygun olmadigi görüsünü ileri sürmektedirler. Bu
son derece yanlistir. Zira bütün müfessirlerin ortak görüsüne
göre bu ayet, Mekke'de zulmün en siddetli oldugu devirde
inmistir. Açiktan, Ben Müslümanim diyenlerin en agir
iskencelere ugradiklari bir zamanda, Rabbimiz gizli zikri
tavsiye etmistir. Fakat ne zaman ki Medine'de Islam devleti
kurulup, hürriyet saglanmis, iste o vakit cehri zikir de pek
çok misali ile tatbik oluna gelmistir. Müfessirlerin ortak
görüsüne göre ayetin;
“Yüksek olmayan bir sesle an”
kisminin, yüksek sesle zikretmenin mahzurlu oldugu
anlamina gelmeyecegi hususunda fikir birligi etmislerdir.
Nasil ki; “Ihramdan çikinca avlanin.”
ayetinde, ihramdan çikan kisinin avlanmasi farz
kilinmiyorsa! Bundan dolayi vuslatta esas olan usuldür.
Simdi de Rasulullah (sav) in ve O'nun
ashabinin cehri zikir yaptiklarina dair bazi rivayetleri
nakledelim.
Hadis kitaplarinin en sahihi olan
Buhari'den naklediyoruz.
Ibni Abbas (ra) söyle buyurmustur:
“Insanlarin farz namazlarindan
çiktiktan sonra yüksek sesle zikretmesi; ta, Hz. Peygamber
(sav) zamaninda vardi. Hatta ben namazin bittigini onlarin
sesini duyunca anlardim.” (Buhari)
Yine bir baska Hadisi Serifte Ya' la Bin
Seddad diyor ki:
“Babam Seddad bin evs su hadisi anlattigi
sirada, yine sahabelerden Ubade bin Samit (ra)'de orada
bulunuyor ve tasdik ediyordu. Babam söyle diyordu:
“ Bir gün yaninda oturdugumuz bir
sirada, Hz. Peygamber (sav) ehli kitabi (yani Yahudi ve
Hiristiyanlari kastederek)
- Içinizde yabanci kimse
var midir? Buyurdular.
- Hayir, dedik.
- Bunun üzerine kapinin
kapatilmasini emrettiler ve sonra da;
- Ellerinizi kaldiriniz ve
“La Ilahe Illallah” deyiniz, buyurdular.
Bizde ellerimizi kaldirdik ve uzun
bir müddet “La Ilahe Illallah” diyerek zikrettik. Sonunda Hz.
Peygamber (sav) söyle dua etti:
- Allah-ü Teâlâ'ya hamd olsun. Ey
Rabbim! Sen beni bu kelime ile gönderdin ve bu kelimenin
karsiliginda cenneti vaat ettin. Sen vaadinden dönmezsin,
buyurdular.
Sonrada Hz. Peygamber (sav) bize
dönüp:
“Sizi müjdelerim, Allah hepinizi
affetti” buyurdular. (Hayatüs-sahabe)
Iste cehri zikir ve hafi zikrin hak olusunu
ve Allah-ü Teâlâ Hazretlerine vasil olabilmenin metotlarini,
Hz. Peygamber (sav) Sahabe-i Kiram'a, onlarin durumlarini
gözeterek kendilerine cehri zikri ya da hafi zikri telkin
etmislerdir. Cehri zikrin veya hafi zikrin birbirine karsi
herhangi bir üstünlügü yoktur.
Simdi de âlimlerimizin konuyla alakali
fetvalarindan nakiller yapalim. Bu mesele üzerindeki süphe ve
tereddüt karanligi zikir nuru ile kaybolsun.
Ibn-i Abidinde söyle deniliyor:
Hadiste sesli zikrin efdal oldugunu
belirten hadisler vardir. Mesela; “Her kim beni cemaat
içinde anarsa, ben kendisini daha hayirli bir cemaat
içerisinde anarim” buyrulmustur.(Buhari)
Bununla beraber gizli zikrin efdal oldugunu
beyan eden hadislerde vardir. Bu iki tür hadislerin
anlasilmasi su sekilde olmalidir: Sesli ve sessiz zikrin ikisi
de efdaldir. Ancak bunu uygulayanlarin haline ve bulundugu
vakte göre degisir.
Nitekim namazda gizli ve asikâr olmayi
gerektiren hadislerin anlasilmasi bu sekilde olmustur.
Zikrin hayirlisi gizli olanidir. Cehri
olani da buna aykiri degildir. Çünkü bu hadis; riyadan
korkuldugu, uyuyanlar uyandigi, yahut namaz kilanlar rahatsiz
oldugu zamana mahsustur.
Böyle bir durum yoksa âlimler sesli zikrin
efdal oldugunu söylemislerdir. Zira bunda amel daha çoktur.
Dinleyenlere de faydasi dokunur. Zikreden sahsin kalbini
uyandirir, onu düsünmeye sevkeder. Uykusunu düzenler ve
nesesini artirir… Meselenin tamami Fetavayi-Hayriyyededir.
Cehri zikir ile mesgul olan sahabeler ( Hz.
Ali, Ibni Abbas, Ibni Ömer, Ebu Musa, Enes bin Malik, Ebu
Hureyre, Abdullah Zülbacedeyn (ra) ile hafi zikir ile mesgul
olan Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Selman-ül Farisi, Ibni Mesud,
Ebu Derda (ra) Sahabe-i Kiram Efendilerimiz her iki yolda da
Allah'a vuslat yolunu bulmuslar, tabiine ögretmisler,
kendileri de bizzat tatbik etmisler ve bizlere kadar
ulasmistir. hafi ve cehri zikir hakkinda ayeti kerimeler
Kuran'da pek çok yerde kayitlidir
Bundan dolayi Mürsid-i Kâmil olan zât,
dervisinin durumuna göre cehri zikri veya hafi zikri telkin
eder. Dervis kabiliyeti, samimiyeti, muhabbeti, çalismasi
nispetinde yol alir.
Zikir Hakkinda Ayeti
Kerimeler
Başa Dön
Zikir Hakkinda Ayeti Kerimeler
“(Resulüm ) Sana vahyedilen, kitabi
oku ve namaz kil. Muhakkak ki namaz kötülüklerden ali kor!
Allah'i zikir elbette ( ibadetlerin ) en
büyügüdür. Allah yaptiklarinizi hakkiyla bilir.” (Ankebut
/ 45)
“ Seytan onlari (
münafiklari ) etkisi altina aldi da, Allah'i
zikretmeyi unutturdu. Iste onlar (zikirden uzak münafiklar)
seytanin yandaslaridir.” (Mücadele /19)
“Iman edenlerin, Allah'i zikir ve
Hak'dan inen Kur'an sebebiyle ürperme zamani daha gelmedi mi?
Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi (
zikrullahi terk edici ) olmasinlar. Onlarin üzerinden
uzun zaman geçti de, kalpleri katilasti. Onlarin birçogu
yoldan çikmis kimselerdir.” (Hadid /16)
“Namazi bitirince de ayakta,
otururken, yanlari üzerine yatarken Allah'i zikrederler.
Göklerin ve yerin yaratilisi hakkinda derin derin düsünürler
ve söyle derler: Rabbimiz! Sen, bunu bosu bosuna yaratmadin.
Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabindan koru!”
(Ali Imran /191)
Zikir Hakkinda Hadis-i
Serifler
Başa Dön
“Size amellerinizin en hayirlisini
ve melik ( olan Rabb )'inizin katinda en
sevapli olan ve derece bakimindan en yüksek hem de altin ve
gümüs sadaka dagitmanizdan, ( Allah'in dini için
cihat edip Islam ) düsmanlarinin boyunlarini
vurmanizdan size daha hayirli olan ameli haber vereyim mi?
Sahabe;
- Ver Ya Rasulullah!” deyince,
Hazreti peygamber (sav) “
Zikrullahtir” buyurdu. ” (Tirmizi)
Zikrin faziletine ve Allah katindaki
kiymetine dair Hz. Muaviye'nin Peygamber (sav) Efendimiz'den
naklettigi Hadisi serif'te söyle bahsedilmektedir:
“Bir gün Peygamberimizin zevcesi Ümmi
Habibenin evine geldim. Allah'in Resulü de geldi. Biraz
sohbetten sonra, alnindan piril piril nur tanesi indi, benzi
sarardi, beyazlasti. Ondan sonra gözünü açti. Kiz kardesim
Ümmi Habibe terlerini sildi. Terini kurutmak için atese
götürdü. Ates ne terini kuruttu, ne de mendilini yakti. Odanin
içi Miski Amber gibi kokuyordu. Acele yürüdü. Ben de
arkasindan yürüdüm. Içlerinde Selman-i Farisi'nin (ra) de
bulundugu Ashab-i Suffe'nin oldugu yere geldi. Dört yüz kisi
kadar vardi. “Illallah Illallah” diye tesbih
ediyor, zikrediyorlardi.
Rasulullah (sav) Hz.leri söyle buyurdular:
- Allah için size and veririm,
yemin ederim, ne yapiyorsunuz?”
Onlar da:
“Allah'i (cc) zikrediyoruz. “Ilahi
Ente Maksudi ve Rizake Matlubi Ya Hz. Allah” diyoruz.
Ya Rasulullah! Maksadimiz O'nun
rizasidir. Bizi karadaki, denizdeki mahluklar gibi degil; en
güzel sekilde “Ahseni Takvim” olarak yaratti. Habibine ümmet
eyledigi için biz onu tesbih ediyoruz” dediler.
Rasulullah (sav) Efendimiz:
- Size, zikrullahin degerini
anlayin diye yemin vererek söyledim. Simdi Cebrail kardesim
geldi. Cenabi Allah (cc) meleklere söyle hitap ediyor:
(Ey meleklerim!) Görüyor musunuz bu
kullarimi? Onlar katimda sizden çok sevimlidir.)
Melekler cevaben:
“Ya Rabbi! Biz sana hakkiyla
zikredici sükredici degil miyiz?” der.
Allah-ü Teâlâ Hz.leri;
“Evet! Sizler bana
sükredicilersiniz. Fakat onlarin zikri bana daha hos geliyor.
Onlarin kalbine nefis verdim, mal sevgisi, makam sevgisi,
evlat sevgisi, her türlü sevgiyi verdigim halde; kalplerindeki
sevgileri tevhid nuruyla attilar. Masiva kalmadi kalplerinde.
Nazargahim kalpleri oldu.
Yere göge sigmam, mümin kullarimin
kalbine sigarim.
Onlar benden rizami istiyorlar.
Onun için sizden çok üstündür.” buyurdu.
O halde devam ediniz. Ben üzerinize
rahmetin indigini gördüm ve size ortak olmak istedim.”
buyurdular. (Taberani)
Rasulullah (sav) Efendimiz söyle
buyurmuslardir ;
“Allah-ü Teâlâ buyuruyor ki;
- Ben kulumun zanni ( ne
ise ) ona göreyim. Beni zikrettigi zaman onunla
beraberim. Eger ( kulum ) beni kendi kendine
zikrederse; ben de onu kendi zâtimda zikrederim. Eger kulum
beni cemaat içerisinde zikrederse; ben de onu o cemaatten daha
hayirli bir cemaat içinde zikrederim.” (Buhari,
Müslim,)
(Ey ashabim!) Eger cennet
bahçelerine ugrarsaniz; o ( bahçelerde ) çok
kalin. Sahabeler sordular:
- Ya Rasulallah cennet bahçeleri
nerelerdir?
Rasulullah Efendimiz buyurdu ki;
- Zikrullah Halakalaridir.
(Tirmizi )
Her kim ki, cemaatle sabah namazini
kilar, (namazdan ) Sonra günes doguncaya
kadar ( cemaatle veya tek olarak ) zikrullah
yapar, bundan sonra da iki rekât namaz kilarsa; onun için tam
bir hac ve umre sevabi vardir. Tam bir hac ve umre sevabi
vardir. Tam bir hac ve umre sevabi vardir. (Tirmizi)
Muaz Bin Cebel (ra) söyle anlatiyor:
Son konusmamizda Hz. Peygambere (sav);
- Ey Allah'in Rasulü! Allah-ü Teâlâ
katinda amellerin en sereflisi hangisidir? diye
sordum.
- Dilin, Allah'in zikrinden dolayi
yas oldugu halde ölmendir. buyurdu. (H.Sahabe)
Cabir (ra) söyle anlatiyor:
- Bir gün Medine mezarliginda bir atesin
yanmakta oldugunu görerek oraya gittik. Hz. Peygamber (sav)
yeni açilan bir kabre girmisler, orada bulunanlara;
- Cenazeyi bana uzatiniz.
buyurdu.
Onu ayaklari tarafindan Hz. Peygamber
(sav)'e uzattilar. Sonradan bu kisinin yüksek sesle zikir
yapan bir sahabe oldugunu ögrendim.(Ebu Davud,)
Abdullah Zulbacadeyn denilen mübarek sahabe
daima yüksek sesle zikrullah yapardi. Bir gün Hz. Ömer (ra)
onun hakkinda;
- Acaba riyakârlik mi yapiyor?
dedi.
Hz. Peygamber de (sav):
- Hayir! O yanik halde Allah'a
yalvaran birisidir. buyurdular. (Riyazüs-salihin.)
Abdullah bin Amr (ra) der ki ;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Tesbih (SübhanAllah) mizanin
yarisini, (Elhamdülillah) ise tamamini
doldurur. (La Ilahe Illallah) sözüne gelince;
onun sevabi hiçbir maniye takilmadan dogruca Allah'a gider.
(Tirmizi)
Cabir (ra) demistir ki;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Zikrin Faziletlisi “La ilahe
Illallah ” (demek ) tir. Dualarin en
faziletlisi ise ( Elhamdülillah) demektir.
(Nesai)
Abdullah Baba (ks) ayetler ve hadisler
isiginda Allah'i (cc) zikreden bir kul idi. Hiçbir zaman
Kur-an ve Sünnet yolundan çikmaz usul ve adaba riayet ederdi.
Sabah Namazini eda ettikten sonra, günes doguncaya kadar
Allah'i zikir ile mesgul olurdu. Ikindi Namazindan sonra da,
kerahat vakti çikincaya kadar yine zikir ile mesgul olur; su
hadisi serifi okurlardi:
“Yemin ederim ki! Sabah namazindan
sonra Allah'i (cc) zikreden bir toplulukla oturmam (
ve onlarla ) zikretmem; benim için Hz. Ismail (as) in
soyundan bir köleyi âzat etmekten çok daha hostur. Ve yine
yemin ederim ki! Ikindi namazindan sonra günes batincaya kadar
Allah (cc)'i zikreden bir cemaatle oturmam; bana dört köle
âzat etmekten daha sevgilidir . (Ebu Davut)
Cemaat Ile Zikir
Başa Dön
Allah-ü Teâlâ Hz.leri ayeti kerimesinde;
“Allah'in mescitlerinde O'nun
isminin zikredilmesine engel olan ve o yerlerin
(mescitlerin) harap olmasina çalisandan daha zalim kim
vardir? Aslinda bunlarin o yerlere (mescitlere)
korkarak girmeleri gerekir. Bunlar (Allah'i
zikre mani olanlar) için dünyada rezillik, ahirette de
büyük azap vardir.” (Bakara /114) buyurmaktadir.
Peygamber (sav) Efendimiz ise hadisi
seriflerinde;
“Bir mecliste oturan topluluk
Allah'i zikretmeden, o meclisten ayrilirlarsa bir esegin
lesinden ayrilmislar gibidir. Zikrullah yapmadan ayrilan bir
topluluk kiyamet gününde hüsrana ugrarlar .(Buhari)
Yukarida bahsedilen hadis-i seriften
anlasilacagi üzere, cemaatle zikrullah yapmak çok önemli bir
ibadettir. Öyle ki, “La Ilahe Illalah” diye zikretmenin sevabi
anlatilmakla bitmez. Zira Hz. Peygamber (sav) buyurmuslardir
ki;
“Zikrin en faziletlisi La ilahe
Illallah demektir”
Cemaatle zikrullah halkasina katilmayanlar
pek büyük bir sevabi kaçirdiklari gibi, bundan baska büyük
vebal altina girmis de olurlar.
Ebu Vakid El Haris bin Havf (ra) demistir
ki;
“Muhakkak ki Rasulullah (sav)
mescide insanlarla beraber oturuyordu ( Allah'i
zikrediyordu) O esnada üç kisi (mescidden
) içeri girdi. Ikisi Rasulullah'a (sav) dogru geldi.
Digeri gitti. ( O gelenlerden birisi) ön
halakanin birinde bir bosluk buldu ve oturdu. Digeri de
(rahatsizlik vermemek için ) arkalarina
oturdu. Üçüncüsü de zaten arkasini dönerek çekip gitmisti.
Rasulullah (sav) zikrullah bittikten sonra dedi ki;
- Size su üç kisiden haber vereyim
mi?
Birisi Allah' a yüzünü döndü. Allah
Teâlâ ona acidi (ve affetti)
Bir digeri zahmet etmekten çekindi
(arkaya oturdu ) Allah Teâlâ da onu magfiret
etti.
Sonuncusuna gelince (Allah'i
zikirden ) yüz çevirdi. Allah Teâlâ da ondan yüz
çevirdi. (R.salihin)
Enes Bin Malik (ra)'den Hz. Peygamber (sav)
Efendimiz söyle buyurmuslar;
“Yalniz Allah rizasi için ihlâsla
Allah'i zikretmek kastiyla oturmus hiçbir topluluk yoktur ki;
semadan bir münadi (melek) onlara söyle nida etmesin:
( Haydi) magfiret
edilmis olarak kalkin, muhakkak ki günahlariniz sevaba
çevrildi. (Imam Ahmed)
Camilerde ve mescitlerde cehri (yani
açiktan) ve yüksek sesle zikrullah etmek caiz midir? sorusuna
fetva âlimleri söyle cevap vermislerdir:
Kerahat dahi olmadan caizdir. (Ali Cemali
Efendi Fetvalari)
Fakih Ebul-Leys, Tenbihulgafilin isimli
eserinde demistir ki;
“Mescitlerde zikrullah disinda sesi
yükseltmek haramdir.”
Imam Gazali insanoglunun tek basina Allah'i
zikretmesiyle cemaatin zikretmesini, tek basina ezan okumasi
ve cemaatin (birkaç müezzinin birden) ezan okumasina benzetmis
ve söyle buyurmustur “ Nasil ki cemaatle ezan okuyan
müezzinlerin sesleri havanin yogunlugunu tek müezzinden daha
fazla yariyorsa; cemaatin zikri de kalbin üzerinde tesir ve
kalin gaflet perdelerini kaldirmak bakimindan tek kisinin
zikrinden üstündür. (Ibn-i Abdin Terc)
Ebu Said Hadimi Hz.leri El Berika kitabinda
buyuruyor ki:
“Zikrin açiktan yapilmasina gelince onu
bazilari men ettiler, digerleri de caiz gördüler. Fakat
Bezzaziye isimli fikih kitabindaki sözün neticesi Cevaz
yönünün tercih edilmesi eserlerden ve fakihlerin kavillerinden
muhalif olan yönün ise te'vil edilmesidir.”
Ebussuud Efendi merhumun cehri zikir
hakkinda ki risalesinin neticesi ancak cehri zikri caiz
kilmaktir. Ve mutlak sekilde onun (asikâr zikrin)kilinmasidir.
Iki tarafin delillerini birlestirmek ve tercih etmekle hususi
bir risalede açiktan zikrin caiz olusunu genis bir sekilde
anlatmis olduk.
Ayni konu, Mecmuunnevazil ve Fetva ve
Haniye ve Sigiyye ve Sagir ve Mültekit Ve Tecnis kitaplarinda
mevcuttur.
Su hususu da ilave etmek gerekir. Muhakkak
ki hamamda yüksek sesle Kur'an-i Kerim okumak mekruhtur. Hafi
(gizli) sesle okursa mekruh olmaz. Yüksek sesle de olsa tesbih
(Subhanallah) demek, tehlil (Lailaheillallah demek) mekruh
olmaz. (Umdetülekrar kitabi).
Necasetin bulunmasi ve avret yerlerinin
açilmasi ihtimali varken bile hamamlarda yüksek sesle zikir
caiz olurda; niçin mescidlerde yalnizken yüksek sesle zikir
caiz olmasin? (Cami)
Çogu zaman olurdu ki; Nebi (sav) ashabiyla
beraber zikirleri, tesbih ve tehlili yüksek sesle yapardi. (Bustanulen)
Zikir Hakkinda
Fetvalar
Başa Dön
Cenab-i Hak Kur'an-i Kerim de:
“Eger bilmiyorsaniz Zikir (
Kur'an ) ehli ( alimlere )
sorun” (Nahl/44)
Yine, Bir Ayette;
“Eger (süphede kaldiklari
meseleleri ) Resule (sav) veya aralarinda yetki sahibi
kimselere götürselerdi. Onlarin arasinda isin iç yüzünü
anlayanlar, onun ( o meselenin ) ne oldugunu
bilirlerdi. Allah'in size lütfu ve rahmeti olmasaydi pek
aziniz müstesna seytana uyup giderdiniz.” (Nisa /83)
buyurarak
Meselelerimizi Kur'an ehli âlimlere
götürüp, onlardan aldigimiz cevapla amel etmemiz isteniyor.
Öyleyse âlimlerimizin zikir hakkindaki
fetvalarindan birkaç nakil yapalim da konu iyice aydinlansin.
Meshur Seyhülislam ve büyük âlim Hanefi
müctehidlerinden Ebussuud Efendiye soruldu ki;
- Bir adam yüksek sesle, oturarak yahut
ayakta zikrullah yapsa caiz olur mu?
El cevap: Edep ve zikre hürmet ederek
olursa caizdir. (Ebussud Ef. Fetvalari)
Yine soruldu ki;
- Halka olup bel ve
baslarini saga sola hareket ettirerek cehri (yüksek sesle)
zikrullah eden kimselere ser'an ne lazim gelir?
El cevap: Bellerini degil de sadece
baslarini hareket ettirmekte yetinselerdi daha hos idi. Zikri
serifin edebine daha uygun idi. Amma beli hareket ettirmekte
dahi hiçbir zarar yoktur. Ayaklar yerden kalkmadikça. (Fetva
S,83)
Meshur fetva kitabi Fetavayi Hindiyye de
söyle deniliyor:
“Büyük bir cemaat yapip, sesleri
yükselterek, hep birlikte tesbih (Sübhanallah demek) Tehlil
(La ilahe illallah demek), salâvat ve sair zikirleri
söylemekte bir beis (zarar) yoktur. Ancak (Mahzurlu bir durum
varsa) sessiz söylemek daha iyidir.” (Fetavayi Hindiyye C.5 Sh.315
Arapça)
Meshur ve son devir Hanefi müctehidlerinden
Imam Tahtavi Dürr'ül Muhtar hasiyesinde mekruhlar faslinda
diyor ki:
- Mescidde halka olup yüksek sesle
zikretmekten (dervisleri) kimse menedemez. Zira mescitlerde
zikrullahi men edenler Cenab-i Hakk'in:
“Kim Allah'in mescitlerinde
Allah'in isminin zikredilmesinden mani olanlardan daha zalim
olabilir” (Bakara /114) ayeti kerimesindeki hükme
dâhildirler. Iste bu en zalimler arasina katilmamak
korkusundan kimse mescitlerde zikri yasaklayamaz. (Nimet-i
Islam)
Imam Birgivi Hazretleri Tarikat-i
Muhammediye isimli kitabinda söyle buyuruyor:
Edepsizlik yapmadan Allah'i oturarak veya
ayakta zikretmekten hiçbir beis yoktur. Tevhidin (La ilahe
illallah) manasini kuvvetlendirmek kastiyla basi saga sola
oynatmaktaysa, zanni galiple caizlik hatta kesinlikle
müstehaplik vardir. (Arapça Ist. Haci Hüseyin Ef. Mat. Sh.185)
Bir kisi zikir yaparken sesini yükseltince,
oradan birisi dedi ki:
- Keske sesini tutsaydi daha iyi
olurdu”.
O zaman Hz. Peygamber (sav):
- Birak onu! Zira o (yüksek sesli
zikir yapan) Allah için çok ah eden bir kimsedir.”
Bu hadisin benzeri, Ibn-i Diri ve
Zülbecadeyn (ra) Hazretlerinin hadisleridir ki bunlari Beyhaki
rivayet etmistir.
Imam Suyuti (ra) Neticetül Fiker isimli
kitabinda söyle diyor:
“Allah'a hamd seçilmis kullarina selam
olsun. Allah sana ikram etsin. Sofilerin adet ettikleri üzere
mescitlerde zikir halkalari kurmalari ve yüksek sesle zikir
yapmalari mekruh mu, degil mi?” diye soruldu.
Cevap; Bunda mekruh olmayi gerektirecek bir
sey yoktur. Zikrin yüksek sesli olmasinin güzel bir sey
oldugunu ifade eden çok hadisi serifler varid olmustur. Çok
hadiste zikri gizli yapmanin güzel oldugu anlatilmistir. Bu
iki hadislerin bir araya getirilmesi söyle olur:
Zikrin gizli veya açik olmasi; hallerin ve
sahislarin durumuna göre degisir. (Fetavayi Ömeriye S. 43,44)
Kelime-i Tevhidin Fazileti
Başa Dön
Cabir (ra) demistir ki;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Zikrin en faziletlisi “La ilahe
illallah” (demek) tir. Dualarin en
faziletlisi ise “Elhamdülillah” (demek ) tir.
(Nesai ve Ibn-i Hibban) Ebû Said El Hudri (ra)
Hz.leri demistir ki;
Rasulullah (sav) Efendimiz söyle
buyurdular:
Musa (as) (Cenabi Hakka) dedi ki;
-Ya Rab! Bana kendisiyle seni zikredecegim
ve sana dua edecegim bir sey ögret.
Hak Teâlâ buyurdu ki;
-La Ilahe Illallah, de.
Hz. Musa (as):
- Ben, ancak bana mahsus olan bir sey
istiyorum dedi.
Cenabi Hak söyle buyurdu:
-Ey Musa, eger yedi kat gökler ve yedi kat
yerler terazinin bir kefesine “ La Ilahe Illallah” sözü diger
kefesine konsaydi, “ La Ilahe Illallah” sözü agir basardi.”(Tergib
- Nesai)
Abdullah Bin Amr (ra) der ki;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu;
“Tesbih (sübhanallah) mizanin
yarisini, Elhamdülillah ise tamamini doldurur. “La Ilahe
Illallah”( sözüne gelince ) onun sevabi
hiçbir maniye takilmadan dogruca Allah'a gider.” (Tirmizi)
Ebu Hureyre (ra)'den rivayet olunmustur.
Hz. Peygamber (as) söyle buyurdular :
“Bir kul ihlâsla“La Ilahe Illallah”
deyince derhal semalarin kapilari açilir ve isledigi büyük
günahlar yok olup (La Ilahe Illallah) sözü
arsa çikar.” (Tirmizi).
Evrad 3 Ihlâs-i Serif, 1
Fatiha Serife
Başa Dön
Peygamber Efendimiz Hz.MUHAMMED MUSTAFA
(sav)'in ve Âdem (as) ile arasinda geçen bütün Peygamber
Efendilerimizin mübarek ruhu seriflerine ve Melaike-i Kiram'in
ruhaniyetlerine hediye eyledim.
Cihar-i Yar-i Güzin Ebubekir-i Siddik,
Ömer-ül Faruk, Osman-i Zinnureyn, Aliyel Murteza (kv)
Efendilerimizin, Ashab-i Suffe, Ashab-i Ensar, Ashab-i
Muhacirinin ruhu seriflerine Imam-i Hasan, Imam-i Hüseyin ve
yetmis iki Sühedanin ruhlarina da hediye eyledim, sen vasil
eyle Ya Rabbi!
3 Ihlâs-i Serif, 1 Fatiha Serife
Imamimiz Imam-i Azam Ebu Hanife, Imam-i
Safi, Imam-i Maliki, Imam-i Hanbelî (ra) Hazretlerinin
ruhlarina, Pirimiz;
Esseyyid Abdulkadir-i Geylani,
Esseyyid Ahmed-i Kebir-i Rufai,
Esseyyid Ahmed-i Bedevi,
Esseyyid Ibrahim Dusuki,
Seyh Ebu-l Hasan Ali Sazeli,
Sah-i Naksibendî Mehmed-i Bahaeddin (ks),
Sah-i Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks),
Sah-i Haci Bektasi Veli,
Sah-i Haci Bayrami Veli ve 12 Piran
Hz.lerinin ruhlarina, Üçler, Yediler, Kirklar ve Rical-i Gayb
erenlerinin de ruhaniyetlerine hediye eyledim. Sen vasil eyle
Ya Rabbi!
3 Ihlâs-i Serif, 1 Fatiha Serife
Büyük Üstadimiz El-Hac El-Hafiz Ebubekir-i
Babanin, Haci Ali Efendimizin, Haci Ali Haydar Efendimizin,
Büyük Üstadimiz Çorumlu Haci Mustafa Efendi Hazretlerinin ruhu
seriflerine, Hassaten manevi babamiz Abdullah Gürbüz (ks)
Efendimizin ruhu seriflerine hediye eyledim. Turuk-i
Aliyemizden ve Akraba-i Taallukatimizdan bütün geçenlerin
ruhlarina da hediye eyledim. Sen vasil eyle Ya Rabbi!
Bagislamadan sonra (24 Saatte Bir Defa
Çekilir.)
100 defa Besmele-i Serife
(Bismillâhirrahmanirrahim)
100 defa Tevbe-i Istigfar
(Subhanallahi vebihamdihi subhanallahil
aziym vebihamdihi estagfirullah.)
100 defa Salavati Serife
(Allahümme Salli ala seyyidina
Muhammedin ve ala âli seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve
sellim.)
12 defa Ihlâs-i Serife.
12 defa Ayet-el Kürsi.
100 defa Kelime-i Tevhid
( Lailahe illallah.) sonunda (Muhammed-ür
Rasulullah) denecek .
Her namazin sonunda;
166 Kelime-i Tevhid
33 Ya Allah-u.
100 Ya Mü'min.
100 Ya Latif.
33 Selamun Gavlen mirrabbirrahim. (
Tesbihatlari çekilecektir .)
Üstadimiz, sultanimiz Abdullah Baba (ks)
Aziz Hz.leri bir müridin derse baslamadan önce söyle yapmasini
tavsiye ettiler;
“Mürid dersine baslamadan önce kible
istikametine dogru oturur. Üç ihlâs-bir fatihayi okur ve su üç
sekilden birisiyle tefekkür eder.
1 . Allah'in (cc) zâti
sifatlarini degil de, subuti sifatlarini yani “Hayat, ilim,
irade, kudret, tekvin, semi, basar, kelam” sifatlarindan
birini tefekkür eder.
2 . Ölümü tefekkür eder.
Kendisinin öldügünü, yikandigini, camiye götürüldügünü,
namazinin kilindigini ve kabre konuldugunu, meleklerin onu
sorguya geldigini düsünür. Ve dersine baslar.
“Ölümü çokca aniniz. Zira o
günahlari eritir ve dünyadan yüz çevirtir.”
“Lezzetleri yenen ölümü çokca
anin.” (Buhari)
3 . Peygamber
Efendimiz (sav) ruhani âlemde yüksekçe bir yerde oturuyor.
Hemen saginda ve solunda Ebubekir Efendimiz, Ömer Efendimiz,
Osman Efendimiz, Ali Efendimiz bulunuyor. Karsilarinda geçmis
Peygamberler Hz Adem (as) dan itibaren siralaniyorlar.
Arkalarinda Sahabeler, arkalarinda Piranlar ve en arkada
dervisin kendisi var oldugunu düsünecek. Üstadiyla birlikte bu
zâtlara bakarak derse basladigini tefekkür eder.
Cenabi Zül Celal Hazretlerinin gökleri,
denizleri ve karadaki mahlûkatlari nasil yarattigini, zerreden
kürreye kadar her seyi tefekkür eder. Sonra zekeratül mevte
geçer. (ölümü tefekkür)
Ya Rabbi!
Bir damla meni idik. Anamizin karninda
kan olduk, pihtilastik. Et olduk. Seklimiz semailimiz belirdi,
ruhumuz dirildi. Cennet misali anamizin karninda riziklandik.
Ya Rabbi!
Dogduktan sonra annemizden
riziklanacagimiz sütü halkettin. Içinde her vitamini
bulundurdun. Emekledik, büyüdük. Evlendik çesitli sikintilar,
çesitli elemler, hastaliklar geçirdik. Yataklara düstük.
Doktorlara kostuk. Fakat onlar da bir çare bulamadi.
Ya Rabbi!
Veren sensin, alan sensin. Elbette biz
ahiret yolcusuyuz. Bu ceset topragin malidir diye, tefekkür
ettik.
Azrail (as) geldi, ruhumuzu aldi.
Yikadilar, kefenlediler. Malimiz, esimiz, dostumuz hep dünyada
kaldi. Kabre koydular, üstümüze toprak attilar. Melekler sorgu
için geldiler;
Rabbin kim? Peygamberin kim? dinin
nedir? diye sordular. Mahser yerinde insanlar fevc fevc
toplanmaya basladi. Herkes otuz üç yasinda olacak. Aman Ya
Rabbi! Amel defterim sagimdan mi, yoksa solumdan mi verilecek?
Sen bilirsin Ya Rabbi! Habibin Ahmet Resulün Muhammed Mustafa
(sav) Efendimizin Liva'ül Hamd Sancagina bizi dâhil eyle, sevk
eyle, cennet ve cemaline müserref kil Ya Rabbi! diye
tefekkürümüze devam ederiz. Ondan sonra Ibrahim (as)'in atese
atilirken Allah'a teslim oldugu gibi teslim oluruz. Allah (cc)
her seye kadir. Bizi kurtaracak ondan baska kimse yok!
Ya Rabbi!
Ancak sana ibadet eder, ancak senden
yardim dileriz. (Fatiha)
Ya Rabbi!
Bizi, O inam ettigin, ihsan ettigin
peygamberler, salihler, sirati müstakimde olanlardan eyle!
Gazabina ugrayan Nemrutlardan, Ebu Cehillerden, zanilerden,
içkicilerden, kumarcilardan, delalete ugrayanlardan eyleme!
diyecegiz ve Kelime-i Sehadet getirip, tespihi elimize alip
dersimizi yapacagiz Insaallah!
Istihare Namazi ve Duasi ,
Seyri Sülük ve Keramet
Başa Dön
Istihare Namazi ve Duasi
Hakkimizda hayir mi, yoksa ser mi olacagi
konusunda tereddüt ettigimiz hususlarda Rasul-i Ekrem (sav)
Efendimiz'in bize istihare ve istisare yapmamizi ögütlemesi
burada mutlaka zikredilmesi gereken son derece önemli bir
husustur.
Hz. Cabir r.a. anlatiyor:
Rasulullah (sav) bize Kur'an'dan bir sure
ögrettigi gibi, her iste istiharede bulunmamizi da ögretirdi.
Söyle buyururdu:
“ Biriniz bir is yapmak istedigi
zaman farzlar disinda iki rekât namaz kilsin, sonra da su
duayi okusun :
Allahim! Senden hayir talep
ediyorum. Zira sen (her seyi hakkiyla) bilirsin. Senden, hayir
islemeye kudret talep ediyorum Zira sen vermeye kadirsin.
Senden yüce fazlini diliyorum. Sen her seye kadirsin, ben ise
acizim. Sen bilirsin, ben ise cahilim. Sen gayblari bilirsin.
Allahim! Eger bu is bana dinim,
hayatim ve akibetim için –veya hal-i hazirda ve ileride
hayirlidir, bunu bana takdir et ve yapmami kolay kil. Sonra da
onu hakkimda mübarek eyle. Eger bu is bana, dinim, hayatim ve
akibetim için veya hâli hazirda ve ileride zararli ise onu
benden, beni de ondan çevir.” (Buharî – Tirmizî)
Istihare Namazini usul ve adabini Üstadimiz
Abdullah Baba Hz.leri söyle anlattilar;
Yatma zamani tekrar abdest alinacak,
iki rekât istihare namazi kilinacak.
Birinci rekâtta: Fatihadan sonra (Kâfirun
Suresi)
Ikinci rekâtta: Fatihadan sonra (Ihlâs
Suresi) okunacak. Selam verdikten sonra oturdugu yerde:
Onbes Istigfari Serif
(Estaffirullah El Azim)
üç Salâvat-i Serif (Allahümme salli Ala
Seyyidina Muhammedin ve ala âli Seyyidina Muhammedin ve
sahbihi ve sellim).
Üç Ihlâs, bir Fatiha:
Peygamber Efendimizin ve bütün
peygamberlerin ruhlarina hediye edilecek. üç Ihlâs, bir
Fatiha: Pirimiz Seyyid Abdulkadir Geylani, Seyyid Ahmed-el
Kebir-i Rufai, Sahi Naksibendî Muhammed Bahaddin Hazretleri ve
bütün Piran Hazretlerinin ruhlarina hediye edilecek.
Onbir Ihlâs-i Serif, on Fatihayi Serif,
yedi Ayet-el Kürsi okunacak. (birincide sag tarafina, ikincide
ön tarafina, üçüncüde sol tarafina, dördüncüde arka tarafina,
besincide göge, altincida yere üfürülecek, yedincide okunup
içine çekilecek.)
Sonra yukarida yazdigimiz Rasulullah
(sav) Efendimizin tavsiye ettigi dua ve istek yapilacak. Sag
tarafina sag avuç içerisine yüzünü yaslayip yatilacak. Ya
Fettah, Ya Fettah, Ya Fettah diyerek uyunacak ve görülen rüya
sabah kalkinca hemen yazilacak.
(Gördügünüz rüyayi da ehil olan insanlara
anlatmaniz gerekir)
Seyr-i Sulük
Seyr-i sülûk lûgatta takip edilecek usül,
bir terbiye yoluna girip devam etmek anlamina gelmektedir.
Tasavvufta ise;
Müridin tarikat prensipleri çerçevesinde
yapmis oldugu ibadet, dua, riyazet, mücahade, halvet, tefekkür
neticesinde ruhun derece derece saflasmasi ve ilahi
hakikatleri kavramasina engel olan perdelerin kalkip asli
berrakligini kazanmasi demektir.
Seyr-i sülûkta ihlas, sidk ve sabir bu
yolculugun esasidir. Seyr-i sülûkun da bu esaslara riâyet
etmeyen kimse menzile ulastigini sansa da yolu kesilmistir.
Hareket edip ilerledigini düsüncede, yerinde saymaktadir.
Kisinin Allah'a seyr-i sülûkû ancak sahih
iman, yerlesen akide, ilâhi hududa riayet eden kalp, seriata
uygun amel ve Resûlü Ekrem'i örnek alan güzel ahlak iledir.
Ahiret yolcusunun, bu yoldaki engelleri
asip makamlara ulasmasi için, nefsiyle pek çok mücahedeleri
vardir. Ayrica, zikir, murakabe, muhasebe ve halvet gibi
yapacagi isleri vardir. Çünkü Allah'a ulasmak, yalniz bir
heves ve arzu ile elde edilemez. Kuvvetli inanç, takva, azimde
sadakat ve gayede ihlas ister. Ancak bu sayededir ki; Allah-u
Teâlâ sâlike, kâmil bir marifet ve gerçek kalp saadeti ikram
eder.
Seyr-i sülûkû anlatmak için sair diyor ki;
Bu seyrü sülûkünde baskasina
iltifat etme;
Çünkü Allah'tan baska her sey
baskadir.
Allah'in zikrini kendine kal'a
edin
Mertebeler sana parladikça sen oradan geç
Zira biz de bütün asamalardan
geçtik.
Ve senden baskasini istemem,
Ne surete kiymet veririm,
Ve ne de senden bir saniye
ayrilirim.
Seyr-i sülûkta makamlari atlamak konusunda
Mürsid-i Kamil'in önemi ortaya çikar. Mürsid-i Kâmil
yönlendirici, yol gösterici konumundadir. Mürsid-i Kâmil'i
olmayan bu makamlari çikamaz yada çikmaya çalisirken sapitir.
|