Sayfa Yükleniyor

Zikir Hakkinda Fetvalar

        Cehri Zikir olsun, Hafi zikir olsun, toplu halde yapılsın yada ferden yapılsın edebiyle  yapılırsa dinimizce sakıncası yoktur. Çünkü Resulallah (sav) Efendimiz Ashab-ı Kiram’a  gerek tek tek, gerekse toplu olarak zikir talim ve telkin etmiştir. Hz. Ali Efendimize cehri (aşikar), Hz. Ebubekir Efendimize  hafi (gizli) zikri bizzat telkin etmiştir. Aşağıdaki fetvalarda bu konu etraflıca anlatılmaktadır.

             Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de:

            “Eğer bilmiyorsanız Zikir (Kur’an) ehline (alimlere) sorun” (Nahl/44)

            Yine, bir ayette;

“Eğer (şüphede kaldıkları meseleleri) Resule (sav) veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi. Onların arasında işin iç yüzünü anlayanlar, onun (o meselenin) ne olduğunu bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız müstesna şeytana uyup giderdiniz” (Nisa /83) buyurarak  meselelerimizi Kur’an ehli âlimlere götürüp, onlardan aldığımız cevapla amel etmemiz isteniyor.

            Öyleyse âlimlerimizin zikir hakkındaki fetvalarından birkaç nakil yapalım da konu iyice aydınlansın.

            Meşhur Şeyhülislam ve büyük âlim Hanefi müctehidlerinden Ebussuud Efendiye soruldu ki;

            ─Bir adam yüksek sesle, oturarak yahut ayakta zikrullah yapsa caiz olur mu?

            El cevap:

           Edep ve zikre hürmet ederek olursa caizdir. (Ebussud Ef. Fetvaları)

            Yine soruldu ki;

            Halka olup bel ve başlarını sağa sola hareket ettirerek cehri (yüksek sesle) zikrullah eden kimselere şer’an ne lazım gelir?

            El cevap:

           ─Bellerini değil de sadece başlarını hareket ettirmekte yetinselerdi daha hoş idi. Zikri şerifin edebine daha uygun idi. Amma beli hareket ettirmekte dahi hiçbir zarar yoktur. Ayaklar yerden kalkmadıkça.  (Fetva S,83)

            Meşhur fetva kitabı Fetavayı Hindiyye de şöyle deniliyor:

            “Büyük bir cemaat yapıp, sesleri yükselterek, hep birlikte tesbih (Sübhanallah demek) Tehlil (La ilahe illallah demek), salâvat ve sair zikirleri söylemekte bir beis (zarar) yoktur. Ancak (Mahzurlu bir durum varsa) sessiz söylemek daha iyidir.” (Fetavayı Hindiyye C.5 Sh.315 Arapça)

            Meşhur ve son devir Hanefi müctehidlerinden İmam Tahtavi Dürr’ül Muhtar haşiyesinde mekruhlar faslında diyor ki:

─Mescidde halka olup yüksek sesle zikretmekten (dervişleri) kimse menedemez. Zira mescitlerde zikrullahı men edenler Cenab-ı Hakk’ın:

“Kim Allah’ın mescitlerinde Allah’ın isminin zikredilmesinden mani olanlardan daha zalim olabilir” (Bakara /114) ayet-i kerimesindeki hükme dâhildirler. İşte bu en zalimler arasına katılmamak korkusundan kimse mescitlerde zikri yasaklayamaz. (Nimet-i İslam)

            İmam Birgivi Hazretleri Tarikat-ı Muhammediye isimli kitabında şöyle buyuruyor:

            “Edepsizlik yapmadan Allah’ı oturarak veya ayakta zikretmekten hiçbir beis yoktur. Tevhidin (La ilahe illallah) manasını kuvvetlendirmek kastıyla başı sağa sola oynatmaktaysa; zannı galiple caizlik hatta kesinlikle müstehaplık vardır”. (Arapça İst. Hacı Hüseyin Ef. Mat. Sh.185)

            Bir kişi zikir yaparken sesini yükseltince, oradan birisi dedi ki:

            ─Keşke sesini tutsaydı daha iyi olurdu”.

            O zaman Hz. Peygamber (sav):

            ─Bırak onu! Zira o (yüksek sesli zikir yapan) Allah için çok ah eden bir kimsedir.”

            Bu hadisin benzeri, İbn-i Diri ve Zülbecadeyn (ra) Hazretlerinin hadisleridir ki bunları Beyhaki rivayet etmiştir.

            İmam Suyuti (ra) Neticetül Fiker isimli kitabında şöyle diyor:

            “Allah’a hamd seçilmiş kullarına selam olsun. Allah sana ikram etsin. Sofilerin adet ettikleri üzere mescitlerde zikir halkaları kurmaları ve yüksek sesle zikir yapmaları mekruh mu, değil mi?” diye soruldu.

            Cevap;

           Bunda mekruh olmayı gerektirecek bir şey yoktur. Zikrin yüksek sesli olmasının güzel bir şey olduğunu ifade eden çok hadis-i şerifler varid olmuştur. Çok hadiste zikri gizli yapmanın güzel olduğu anlatılmıştır. Bu iki hadislerin bir araya getirilmesi şöyle olur:

            Zikrin gizli veya açık olması; hallerin ve şahısların durumuna göre değişir. (Fetavayı Ömeriye S. 43,44)