SORU ARA

SORULAN SORU

Abdullah Baba Hz.lerinin sohbetlerinde Mehdi Resul geldiğinde İsa Aleyhisselam tarafından Ashabı Kehf’in uyandırılacağını hatta bazı evliyaullahtan zatların da diriltileceğini söylediğini biliyoruz. Bu ifadelere dayanarak Abdullah Baba (ks) Hz.lerinin de İsa Aleyhisselam tarafından kabrinden kaldırılacağını düşünebilir miyiz?

CEVAP

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri;

Mehdi (as) zuhur ettiğinde, Allah tarafından göğe kaldırılan İsa (as)’ın tekrar yeryüzüne indirileceğini, birçok tarihe mal olmuş insanı, Ashab-ı Kehf’i, Deccal tarafından öldürülen Hızır (as)’ı ve Allah dostu evliyaları kabirlerinden kaldırılacağını sohbetlerinde anlatmıştır.

Hz. İsa (as) otuz yaşında peygamberlik gelmiş, kendisine kitap olarak İncil gönderilmiş ve otuz üç yaşında da diri bir şekilde göğe kaldırılmıştır.

Hz. İsa Efendimize Cenab-ı Allah tarafından çok çeşitli mucizeler bahşedilmiştir. Bunlardan biride ölüleri diriltmesidir. Hz. İsa (as) “Ya Rabbi! Ahir zaman peygamberin Hz. Muhammed’e bizleri de ümmet eyle” duasına icabı olarak kıyamet yaklaştığında dünyaya inecek, evlenip çocukları olacak, “Hazreti Mehdî” ile buluşacak, İslâm'ı bütün cihana hâkim kılacak ve Mediney-i Münevvere’de vefat edecektir. Hazreti Peygamber (sav) Efendimizin metfun olduğu Hücreyi Saadet’te türbeyi şerifin yanına defnolunacaktır.

Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.leri; Âlem-i manada [1] Hz. İsa (as) Efendimizle bir defasında Nevşehir Kale camiinde manevi olarak görüştüğünü aktarmış ve devamında;

Hz. İsa (as) Efendimizle Kale camiinde görüştükten sonra hemen yanı başındaki evimize geçtik. Biraz sohbet ettikten sonra, “Abdullah Efendi birlikte Nevşehir’i bir dolaşalım” dedi, beraber Nevşehir’i dolaşmaya başladık. Hz. İsa Efendimize, ahir zamanın en karanlık dönemi olan fetret döneminde inananların ve dervişlerimizin sıkıntılı olacağını, bu duruma çok üzüldüğümü söyledim.

Hz. İsa (as) Efendimiz o anda eline bir avuç kum aldı. Yere doğru fırlatınca bir anda kumlar pırıl pırıl parlayan altınlara dönüştü. Sübhanallah, Sultan Allah. Hz. İsa (as) Efendimiz, bu altınların muhafaza olunacağını, sıkıntıların atlatılacağının müjdesini verdi.

Nevşehir dolaşmamız devam ederken karşımıza Hafız Mahmut çıkınca; Hz. İsa Efendimize kendisini çok severim, çok faydalı bir insandır,  gözleri amadır deyince Hz. İsa Efendimiz “sözümüz olsun gözünü Allah’ın izniyle açalım inşallah. Ama şimdi olmaz. Şimdi gözünü açarsak buhrana girer, sıkıntıya düşer ancak geldiğimizde bu zatın gözünü açalım inşallah” dedi.

 “Efendim, dünyaya teşrifleriniz ne zaman olacak, vazifeniz ne zaman başlayacak “dediğimde, Hz. İsa (as) Efendimiz;

“Biz hazırız ama Şam ehli [2] daha hazır değil Abdullah Efendi hiç sıkıntın olmasın seni de almadan gitmeyeceğiz, Şam’a muhakkak beraber gideceğiz. Ölsen de kalsan da seni almadan gitmeyeceğim, inşallah”.  Buyurduğunu bizlere nakletmiştir.

Hz. İsa (as) Efendimizin geldiğinde Allah’ın izni inayetiyle birçok insanı kabrinden kaldıracağı gibi Cennet Mekân Abdullah Baba (ks) Hz.lerini de kabrinden kaldıracaktır inşallah. Abdullah Baba Hz.leri İslam’a ve Hz. Mehdiye hizmet edecektir, En iyisi en doğrusunu Cenab-ı Zülcelal Hz.leri bilir.

Bu müjdeyi 1960 yılında gördüğü bir rüya üzerine Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hz.leri vermişti.

Rüyamda; “Ulu Camii gibi içi havuzlu büyük bir cami içindeyiz. Camide namaz kıldık. Ben tefekküre dalmıştım ki, kapıları kapattılar. Camiinin içinde yalnız kaldım. “Açık bir yer var mı?” diye etrafıma bakındım. Her taraf kapalı, sadece caminin içindeki havuzun tam üstünde camdan bir kümbet var. Oradan aşağıya doğru bir ip sarkıtıldı. O ipe tutunup yukarıya doğru çıkıyordum. Tam yukarıda da şeytan aleyhillane var. Azazil, çıplak vaziyette, sakalları seyrek, dişleri balta gibi. Beni eliyle bir itti, ben geri aşağı indim. Tekrar çıktım, geri indim. Bu hadise üç kere tekrar etti.

O sırada caminin üç kapısı açıldı, üç kapıdan da insanlar girdi. Girenler Peygamberler ve Sahabelermiş. O an için sabah namazı kılacaklarmış. Bilal-i Habeşi Hz.lerinin sesi gibi gayet güzel bir ses Ezan-ı Muhammediye’yi okuyordu. Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa (sav) Hz.leri teşrif ettiler. Ben o sırada koştum fakat yetişemedim. Peygamber (sav) Hz.leri, bir anda caminin ortasındaki havuzun tepesine çıktı. Peygamber (sav) Efendimizin çıktığı yer ile havuzun kenarı arasında bir hendek (boşluk) vardı. O boşluktan Cehenneme düşülüyormuş. Arasat yeri imiş, hiç kimse geçemiyordu. Ben de kendi kendime, “Ölürsem öleyim, Ya Allah” dedim ve atladım. Rasulullah Efendimizin yanına çıktım. Peygamber Efendimizin kucağında iki yaşlarında, buğday benizli gayet güzel bir çocuk vardı. Hemen Rasulullah (sav) Efendimiz’i kucakladım. O da beni kucakladı ve elini öptüm. Dedim ki:

─ Ya Rasulallah bu çocuk kimdir?

Rasulullah Efendimiz (sav) Hz.leri:

─ Evladım, bu benim torunum Mehdi’dir, dedi.

─Mehdi Resulü göreyim diye çok dua ediyordum. ”Elhamdülillah” gördüm” dedim. Tam çocuğu öpecektim ki, ağlaya, ağlaya uyandım. Kalktığımda sabah ezanı okunuyordu.

Gördüğü rüyayı Çorumlu Hacı Mustafa Efendiye anlatınca;

“Elhamdülillah evladım, hakikaten “Mehdi Ali Resul” iki, üç yaşlarında, inşallah onu sende göreceksin. Sende, dervişlerinde hizmet edeceksin. Ayrıca, kalbin camiye çok bağlıymış, rüyan sahihadır. Zira Rasulullah(sav) Efendimizin şekline şemailine şeytan giremez, O’nu rüyasında gören, gerçekte görmüş gibidir” dedi ve hayır dua etti.

Bu anlattıklarımızın hepsi Abdullah Baba Hz.lerinden duyduklarımız ışığında yaptığımız tespitlerdir.

 En güzelini en doğrusunu Cenab-ı Zülcelal Hz.leri bilir.



[1] Üstadımıza ait bir hadisedir. Bunu herkes kendi içinde bulunduğu bir durum olarak veya kendi algıladığı boyutta algılamaması gerekir. Beş boyut vardır bu hadise ikinci boyutta gerçekleşmiştir.

[2] Hz. Mehdi (as)




Okunma Sayısı :5371

Yorumlar
Bu soruya ait yorum bulunmamaktadır.
Bir Yorum Yazın
Adı Soyadı *
E-Posta *
Yorum *