|
ALLAHA IMAN
Bütün mahlûklara her ni'meti, iyilikleri veren yalniz Allah-ü
tealâdir.
O öyle bir rizik vericidir ki, kullarinin rizikla rini,
günahlarindan dolayi kesmiyor.
Afvi ve merhameti o kadar boldur ki, günah isleyenlerin yüz
karalarini meydana çikarmi yor.
Sabri o kadar çoktur ki, kullarinin cezalarini vermekte acele
etmiyor.
O öyle bir ihsan sahibidir ki, kerem ve ihsanlarini dost ve
düsman, herkese saçiyor. Bütün ni'metlerinin en sereflisi, en
kiymetlisi, en üstünü olarak da kullarina müslümanligi açikça
bildiriyor ve begendigi yolu gösteriyor. Baskalarindan gelen
ni'metleri de gönderen O'dur. Baskalarinin ihsan etmesi, bir
emanetçinin, birisine emanet vermesi gibidir.
Allahü teâlâ kendiliginden vardir. Simdi var oldugu gibi, hep
var idi ve hep var olacaktir. O'nun varligi lâzimdir. Seriki,
benzeri yoktur. Ibâdet olunmaga hakki olmakda da ortagi yoktur.
Allahü teâlâ, cisim degildir. Madde degildir. Mekâni yok
tur. Zamanli degildir. Bir seye girmis, bir yere yerlesmis
degildir. Hudutlu, bir seyle çevrilmis degildir. Bir tarafta,
bir cihette degildir. Bir seye mensup degildir. Bir seye
benzemez. Misli ve ziddi yoktur. Anasi, babasi, zevcesi,
çocuklari yoktur. Bunlarin hepsi mahlûklarda, sonradan
yaratilanlarda olan seylerdir. Hepsi noksanlik ve kusur
alâmetleridir. Bunlar sifat-i selbiyedir. Bütün kemâl sifatlari
Allahü teâlâda vardir. Noksan sifatlarin hiç biri onda yoktur.
Allahü teâlâ, gizli açik, yerlerde ve göklerde, en küçük
zerreleri, en büyük seyleri bilir. Herseyi yaratan O oldugu için
yarattiklarini elbette bilir. Yaratmak için bilmek lâzimdir.
Allahü teâlâ, ezelden ebede, ya'ni önceki sonsuzdan, son
raki sonsuza kadar bir kelâm ile söyleyicidir. Bütün emirleri o
bir sözdendir. Bütün yasaklari yine o bir sözdendir.
Cennet de, her sey gibi, Allahü teâlânin mahlûkudur. Allahü
teâlâ, mahluklarinin hiç birisine girmez, birinde bulun maz.
Fakat mahluklarinin ba'zilarinda O'nun nurlari zuhur eder.
Her seyi yoktan var eden O'dur. O'ndan baska her sey yok idi.
Insanlar mahlûk oldugu gibi, bütün isleri, hareketleri de
Allahü teâlânin mahlûkudur. Çünkü O'ndan baska, kimse bir sey
yapamaz, yaratamaz. Insanlarin ihtiyari isleri, isteyerek
yaptiklari seyler, insanin kesbi ile Allahü teâlânin yaratmasin
dan meydana gelmektedir. Allahü teâlâ kullarina merhamet ederek,
onlarin islerinin yaratilmasini, onlarin kastlarina, arzu
larina tâbi kilmistir. Kul isteyince kulun isini yaratmaktadir.
Bunun için de kul mes'ul olur. Isin sevabi ve cezasi kula olur.
Her isi yapmanin veya yapmamanin iyi veya fena oldugunu
Peygamberleri ile kullarina açikça bildirmistir. Kul her isinde,
yapip yapmamakta serbest olup, ikisinden birini elbette seçerek,
is, iyi veya fena olacak, günah veya sevap kazanacaktir. Allahü
teâlâ, kullarina, emirlerini ve yasaklarini yerine getirecek
kadar kudret, (ya'ni enerji) ve ihtiyar, (ya'ni begenmek,
seçmek) vermistir..
llahü teâlâ, kullarina merhamet ederek, peygamberler
göndermistir. Bunlarla kullarina dogru yolu, ebedî saadet yolunu
göstermis, kullarini, rizâsinin, sevgisinin yeri olan Cen nete
davet etmistir. Böyle bir ihsan sahibinin davetini kabul etmiyen,
ne kadar zavallidir. O'nun ni'metlerinden mahrum kalan ne kadar
ahmaktir.
Akil, dogruyu, iyiyi bulan bir alet ise de, yalniz basina
bulamaz, noksandir. Peygamberlerin gelmesiyle tamamlanmis tir.
Kullara özür, bahane kalmamistir.
|